Çözülen bir yumaktan ziyade, giymekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak. Her an olmadık bir noktada düğümlenebilir ip. Kopabilir oradan. Ve bir kere koparsa, bağlansa da aynı olmaz artık Çözülen bir yumaktan ziyade, giymekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak. Her an olmadık bir noktada düğümlenebilir ip. Kopabilir oradan. Ve bir kere koparsa, bağlansa da aynı olmaz artık.
Yeni doğmuş sabileri düşünüyordum mesela. Ne hasenata hayrata ne falsoya fesada mecali olanları. Sallanan bir beşikte,sersem sepelek seyrederken âlemi,hepi topu diş çıkarmayı filan beklerlerdi. Sonra ne zaman çıkarırlardı dünyaya dişlerini? Ne ara bilerlerdi? Ne vakit başlarlardı bile isteye incitmeye diğerlerini? İlk gerçek günahlarını ne zaman işlerlerdi?
Hoş,ben kimdim ki? Zengin fakir,çocuk yaşlı,haklı haksız,vakitli vakitsiz demeden, bu dünyaya yolu düşen herkes,ilk müsait sapaktan ebedi karanlığa dönmemiş miydi ?
Yedi milyar nüfuslu gezegende,katiller,sübyancılar,karısının bağırsaklarından makrama usulü gazetelik yapan psikopatlar,eceli iple çeken yatalak ihtiyarlar dururken,bula bula beni mi bulmuş o ilahın takdiri?