- Nasıl? Gözleri nasıldı? Boyu uzun muydu? Kısa mıydı? Nasıl bakıyordu? Nasıl yürüyordu? Ne giyiyordu?
Mehmet Ali bana büsbütün başka bir cevap veriyordu:
- Biz selâma durunca "Merhaba asker", dedi. Mustafa Kemal Paşa'nın, bu "Merhaba asker", diyişi epeyce enteresan bir tafsilât. Fakat, o büyük şahsiyetin muayyen ve belirli hiçbir tarafını göz önüne getirmiyor.
- Sesi kalın ve gür müydü?
- O kadarını işitmedim, gayri...
- Canım, "Merhaba asker" dediğini işittinde de, sesi kalın mıydı, ince miydi nasıl işitmedin?
Kendisinden nefret eden insanlar çoğu zaman daha sıcak gelmişti ona. Çünkü nefret gerçek bir duyguydu; rüzgarın etkisiyle ardına kadar açılan pencereden yüzüne sıçrayan yağmur damlaları kadar gerçek.