Eskiden-eski dediğim de çok öncesi değil en fazla 100 sene-ninelerimiz, ablalarımız, hanım kardeşlerimiz burnunun ucunu dahi göstermekten haya ederdi. Mahrem ile muhatap olmamak için evin içine mutfak ile salon arasına dönen dolap yaptırılmış, evin dış kapısına bir ince bir kalın tokmak konulmuş ki mahremin gelip gelmediği tokmak sesinden anlaşılsın. Günümüze baktığımızda kadın, o kutsal görevli ana(!) kendini pazar meydanı gibi satıyor. Tiktok, instagram, diğer uygulamalar fark etmez. Ne giyim kalmış ne kuşam kalmış, ne mahremiyet kalmış, ne edep, ne adap, ne ar...
Oysa ne diyordu Hz Fatıma anamız:
"Beni gece gömün, mahrem görmesin."
Beyler!
Eşler, erkek kardeşler! Karısını, kızını, bacısını bu rezalete ortak eder olmuş. Uyaracağı yerde 'bak bu içerik daha çok tutuyor' diye olmayan aklıyla akıl verir olmuş.
Oysa ne diyordu o kutlu nebi:
"Üç kimse vardır ki, kıyâmet günü Allah onların tarafına bakmaz; anne-babasına âsî olan çocuk, erkeğe benzemeye çalışan kadın ve deyyûs."(Nesâi, Zekât 69)
Deyyus! Hanımını, bacını, ananı kıskanmayan, mahremin pis gözlerine peşkeş çeken. Deyyus! Bak ne diyor o nebi.