Ayrıca tasarı, eski çağlardan beri Filistin'in bütün siyasal, ekonomik ve dinsel hayatının çevresinde döndüğü Kudüs şehrinin denetimini ne Araplara bırakıyordu ne Yahudilere. Kutsal yer olma niteliği ve sayısız ulusun üzerinde maddi çıkarlara sahip bulunması nedeniyle Birleşmiş Milletler'in denetimine bırakılan Kudüs, üzerinde ne Arapların ne de Yahudilerin başkent kuramayacakları bir ulsulararası toprak oluyordu.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Orta Doğu politikasını dilediği noktaya götürmek için İngiiltere'nin Filistin'e ihtiyacı vardı. Burası Irak'ın akıl almaz zenginlikteki petrol yataklarıyla Taymis Nehri'ne kadar İngilizleşmiş hayati bir geçit olan Süveyş Kanalı arasında köprü görevi sağlayacaktı.
Çok istemek kadere karşı gizli bir başkaldırıdır. Kaderin çoğu zaman insandan beklediği tutku ve arzu değil, sabır ve teslimiyettir. Yüksek arzular yüksek sınanmalar anlamına gelir. Büyük ve derin tutkuların ödenmesi gereken ağır bedelleri vardır.