İnsanoğlu, milyonlarca ve hatta milyarlarca hücreden meydana gelen bir bütün olarak hayata tutunmaya ihtiyacı olan bir varlıktır. Beyin bunu bilir ve bu hücreleri nasıl sürdürülebilir olması gerektiğini belirlemek ile görevlidir, yani kısacası bedenin hayattaki devamlılığı evrimimizin nihai bir hedefidir. İnsanoğlunun idrakı ise muazzamdır, öğrenir; öğrenmek uğruna kendinden ödün verir, hedefler belirler, sorgular, kaybeder veya kazanır, yeniden dener, ilgi duyar, duyarlı olur, empati kurar...
Burada bir ayrım yapmak da mümkündür ki insan idrakının zıttının da varlığının mevcut olduğudur. Akıl nasıl öğrenirse bunun doğruluğunu da kendisine bu şekilde empoze eder. Tabii hayata tutunmak için zorluklar yaşayan insanları da göze alarak cahilliği bunların herhangi birinin zıttına yüklemek doğru karşılanmaması gereken bir durumdur. Herhangi bir yokluk, yaşam standartları çerçevesinde cahillik veya bilgisizlik olarak yadsınamaz bana göre. Cahillik ve bilgisizlik, kendine tembelliği rehber edinenindir. Hayat yalnızca okumaktan da ibaret değildir, konuşmaktan da ibaret değildir. Evrensel boyutta hepimizin kimliği ve görevi bulunmaktadır.