Hiçbir şeyden hoşnut değilim. Beni Tanrı seçselerdi bile anında istifa ederdim, dünya bana indirgenseydi, bütün dünya ben olsaydım kendimi parçalar ve un ufak ederdim. Nasıl her şeyi anladığımı sandığım anlar yaşayabiliyorum?
İçimde ölümle hiçliğin acı tadı var, beni amansız bir zehir gibi kavuruyor. Öyle üzgünüm ki, bütün dünya gözümde bütün çekiciliğini yitirmiş gibi. Ölesiye üzgünken nasıl hâlâ güzellikten söz edip, estetikle ilgilenebilirim ki?
Artık hiçbir şey bilmek istemiyoru.
Yalnızca vasat bir kişi ölmek için yaşlılığa erişmeyi ister. Dolayısıyla, acı çekin, sarhoş olun, haz kadehini dikin kafanıza, ağlayın ya da gülün, sevinçten ya da umutsuzluktan çığlıklar atın geriye nasılsa hiçbir şey kalmayacak. Ahlakın her türlüsü, bu yaşamı, kaçan fırsatlar yığınına çe virmekten başka bir amaç taşımaz.