Her şeyden kuşku duyup, dünyaya küçümseyen bir gülümsemeyle baksam da bu durum yemek yememe, gönül rahatlığıyla uyumama ya da evlenmeme engel olmaz. Derinliği ancak yaşanınca anlaşılan umutsuzluktaysa, bu eylemler ancak çaba gösterilerek, acılara katlanılarak gerçekleştirilebilir. Umutsuzluğun doruklarında, kimsenin uyumaya hakkı yoktur.
Ya yaşamak için yalnızca saçma nedenler varsa? Dünya, insanın bir düşünce ya da bir inanç uğruna kendini kurban etmesini hak etmiyor. Başkaları bunu bizim iyiliğimiz için yaptı diye bugün daha mı mutluyuz? Hangi iyilikten söz ediyoruz? Biri ben şimdi daha mutlu olayım diye kendini gerçekten kurban ettiyse bile ben aslında ondan çok daha mutsuzum, çünkü yaşamımı bir mezarlığın üstüne kurmayı anlayamıyorum.
Yaşam benim için bir işkence ama ondan vazgeçemem, çünkü kendimi uğruna kurban edebileceğim mutlak değerlere inanmıyorum. İçtenlikle söylemem gerekirse, ne neden yaşadığımı biliyorum, ne de neden yaşamaktan vazgeçemediğimi.