Mila, mutsuzluğu eski dolaplara benzetirdi; hep satıp savmaya çalıştığın ama sonunda yerlerinde kalan ve bir süre sonra tüm odaya kendilerine has bir koku yaymaya başlayan eski dolaplara... Ki zamanla sen de o kokuya alışır ve sonunda ona ait olursun.
Mila her insanın bir yolu olduğuna inanırdı. Bizi evimize, sevdiklerimize ve en çok bağlı olduğumuz şeylere götüren bir yol. Genelde hepimizin daha çocukken öğrendiği ve hayatımız boyunca takip ettiğimiz bir yol. Ama bazen bu yolun ikiye ayrıldığı da olur. Bazen başka bir taraftan yeniden başlanır. Ya da dolambaçlı bir yürüyüş yapıldıktan sonra o kırılma noktasına geri gelinir. Veya hayatın içinde öylece asılı kalınır.
"Ne garip," diye geçirdi içinden. Dünyadaki çoğu insan için bir geçiş yeri olan istasyonlar kimileri için bir sondu. Bazıları orada durur ve bir daha hiçbir yere gitmez. İstasyonlar, kaybolmuş ruhların bir araya toplanarak birilerinin gelip onları kurtarmasını beklediği bir çeşit araftır.
Ama toplumun genel anlayışına göre kötülük ifade edilemez, anlaşılmaya çalışılamaz. Bunu denemek, aynı zamanda da onun doğruluğunu kanıtlamaya çalışmak demektir.