Senin için değerli olan bir şeyi korumak istiyorsan, onu elde etmek istiyorsan, istediğin gibi, gurur duyabileceği bir yaşam yaratmak istiyorsan, artık bahaneler uydurmayı bırak. Evet, her şey istediğin durumda olmayabilir. Hatta durum gayet kötü olabilir. Koşulların imkansızmış gibi gözükebilir. Üstüne üstlük kendine güvenini kaybetmiş, korkularına teslim olmuş olabilirsin.
Ve diyor ki hitabe, bütün bunlar, senin kişisel özgürlüğünü talep ve ilan etmemen için yeterli bahane değil. Eğer pes ediyorsan, koşullarının, korkularının, başkalarını kurbanı oluyor, özgürlüğünden, hayallerinden, yaratmak istediğin yaşamdan vazgeçiyor ve durumuna razı oluyorsan fark et ki bu senin seçimin. Çünkü aksini denemedim bile. Özgür olmamayı seçen sensin. Çünkü bu yaşamda yapmak zorunda olduğun hiçbir şey yok. Ve bunun için ihtiyaç duyduğun kudret, damarlarında dolaşıyor.
Tercüme delim mi hitabeyi?
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, iç özgürlüğünü ve seçim hakkını sonsuza dek korumak ve savunmaktır.
Varlığın ve geleceğin sadece buna bağlıdır. Bu temel senin en değerli hazinendir. Gelecekte, önüne bu özgürlüğü ve seçim hakkını kullanıp kullanmayacağını test edecek dersler ve sınavlar çıkacaktır. Eğer bir gün özgürlüğünü, değerlerini ve doğruluğuna inandığın şeyleri savunmak zorunda kalırsan ve durumun müsait olmadığını öne sürersen, garantiler ararsan ve "bir gün" diye beklersen, yaratacağın sonuçlardan tamamen sen sorumlusun. Değerlerini korumak için girişeceğin mücadelede en büyük korkularınla yüzleşeceksin. Daha da ötesi, çevrendeki bütün dünya, seni yolundan vazgeçirmeye, peşine düştün değer ve hayallerin imkansız ve anlamsızlığına seni ikna etmeye çalışacak. Ayrıca, kendi kendini sabote ettiğini, gerçeğinden feragat ettiğini ve bütün yaşamının değerlerinden feragat etmekle geçmiş