Nihan Özdamar

Winston Churchill' in dediği gibi: " Eğer cehennemden vazgeçiyorsanız, sakın durmayın, yolunuza devam edin!" Kendi yaşamınızın kahramanı olun, kendi denizlerinizin dalgalarında sallanan bir kayık olmayı bırakıp dümenini kendinizin idare ettiği bir gemi olun.
Sayfa 337·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizim en büyük korkumuz, inandığımız şeylerin doğru olmaması. Çok korkuyoruz neredeyse mevcudiyetimizi bağladığımız bazı "gerçeklerin" aslında yanılsamalardan ibaret olmasından. Çok korkuyoruz, "biz aslında kendimizi kandırmışız" gerçeği ile karşılaşmaktan. Bununla karşılaşmamak için o kadar aşırılıklara gidebilir, korkularımızın gerçek çıkmaması için öyle şeyler yapabiliriz ki! Bazı varsayımların, bazı fikirlerin değişmez gerçekler olmadığını kabullenmenin bedeli çok ağırdır çünkü. Her insanın varlık endişesi, varlığına referans gösterebileceği birçok şeyi yaratmaya itmiştir onu çünkü, bu referans noktaları ortadan kalkarsa ve çürürse kendisinin de yok olacağından korkar insan. Bir yandan inançlarımızı, referans noktalarımızı dışarıya karşı kahramanca savunurken, bir yandan da dışsal kanıtlar ararız kendimizce inançlarımıza. İçsel bilişe dönsek yanıtları hemen alacağımız halde, devamlı dışsal kanıtlar arar, uzmanların, öğretmenlerin, bilim adamlarının söylediklerine yarım yamalak yapılmış araştırmalara genel kabul gören gerçeklere, mucizelere ve aklınıza gelen diğer şeylere, ama ancak görüşümüzü destekliyorsa sarılır, onlardan medet umarız. Ta ki zihnimiz yetinmeyip yeni kanıt ve testler isteyene kadar. Hiçbir şeye ihtiyaç durmuyorsanız.. O zaman siz gerçekten özgür bir insansınız..
Sayfa 331·Kitabı okudu
"Ben seni olduğun gibi kabul ediyorum" cümlesinin ne kadar acımasız olduğunu fark ederim, çünkü birini kabul edebilmek için onun normalde kabul edilmez olması gerektirdiğini ve "kabul ediyorum" dediğimde karşımızdakini ne kadar küçülttüğümü görürüm. Birden fark ederim ki, sen benim kabul etmemi gerektirmeyecek kadar mükemmelsin.
Sayfa 320·Kitabı okudu
Senin için değerli olan bir şeyi korumak istiyorsan, onu elde etmek istiyorsan, istediğin gibi, gurur duyabileceği bir yaşam yaratmak istiyorsan, artık bahaneler uydurmayı bırak. Evet, her şey istediğin durumda olmayabilir. Hatta durum gayet kötü olabilir. Koşulların imkansızmış gibi gözükebilir. Üstüne üstlük kendine güvenini kaybetmiş, korkularına teslim olmuş olabilirsin. Ve diyor ki hitabe, bütün bunlar, senin kişisel özgürlüğünü talep ve ilan etmemen için yeterli bahane değil. Eğer pes ediyorsan, koşullarının, korkularının, başkalarını kurbanı oluyor, özgürlüğünden, hayallerinden, yaratmak istediğin yaşamdan vazgeçiyor ve durumuna razı oluyorsan fark et ki bu senin seçimin. Çünkü aksini denemedim bile. Özgür olmamayı seçen sensin. Çünkü bu yaşamda yapmak zorunda olduğun hiçbir şey yok. Ve bunun için ihtiyaç duyduğun kudret, damarlarında dolaşıyor. Tercüme delim mi hitabeyi? Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, iç özgürlüğünü ve seçim hakkını sonsuza dek korumak ve savunmaktır. Varlığın ve geleceğin sadece buna bağlıdır. Bu temel senin en değerli hazinendir. Gelecekte, önüne bu özgürlüğü ve seçim hakkını kullanıp kullanmayacağını test edecek dersler ve sınavlar çıkacaktır. Eğer bir gün özgürlüğünü, değerlerini ve doğruluğuna inandığın şeyleri savunmak zorunda kalırsan ve durumun müsait olmadığını öne sürersen, garantiler ararsan ve "bir gün" diye beklersen, yaratacağın sonuçlardan tamamen sen sorumlusun. Değerlerini korumak için girişeceğin mücadelede en büyük korkularınla yüzleşeceksin. Daha da ötesi, çevrendeki bütün dünya, seni yolundan vazgeçirmeye, peşine düştün değer ve hayallerin imkansız ve anlamsızlığına seni ikna etmeye çalışacak. Ayrıca, kendi kendini sabote ettiğini, gerçeğinden feragat ettiğini ve bütün yaşamının değerlerinden feragat etmekle geçmiş
Sayfa 316·Kitabı okudu
Sizin için en iyisini aramak demek bu sınırları ararken mükemmelden vazgeçmek demek. Çünkü neler yapabileceğinizi araştırırken bilmediğiniz alanlara girecek, belirsizlikle arkadaş olacak, bazen de düşeceksiniz. Ama çabucak öğreneceksiniz ki bu düşmeler sizin düşmanınız değil, dostunuz. Ve alacağınız en büyük hediye, kafaya koyduğunuzda aşamayacağınız hiçbir sınır, olamayacağınız hiçbir şey bulunmadığı gerçeğiyle yüzleşmek olacak. Ama dikkat edin, Jung' un da dediği gibi "En büyük korkunuz güçsüz düşmek değil, tersine her şeyi yapabilecek güçte olduğunuzu görmek". olabilir . "Sınırları bulmak için, sınırdan aşağı düşmeyi göze almalısınız". -Dennis Dugan
Sayfa 301·Kitabı okudu