Ömrümün bi on günü var
Ne beni iten elleri, ne beni öpen elleri unutturur
Ne ağlatanı, ne bağrına basanı
Ne öldüreni, ne yaşatanı…
Açabilseydim bağrımı, kendimi basardım oraya
Yarabilseydim göğsümü, kendimi gizlerdim oraya
Kim dost kim düşman bilmem
Kandaşım da attı kırbaç, 7 kat öteden gelen de. Seçemedim acıdan.
Toprak sarar her bedeni, derin kazıldığı sürece.
Lakin gönlümdeki kâbeyi yıkan o elleri boğsun
İçine almasın o namertleri
Toprak, topraktan yaratılanı kussun
Örgü örmeyi bilen ellerim, ilmek ilmek sardı yaralarını
Güneşi yine camıma doğdurdum
Pervazımda ki celladı kovdum
Ben beni yeniden inşa ettim
Yollarıma çıkanı acırsam, İbrahim’i yakmayan o ateşte cayır cayır yanmak haktır.
VS|
Şiir yazmışlığım vardı hayata
Kafiyesi uysun diye üzerine saatlerimi verdiğim satırlarım vardı
Bi defterim vardı, sesli okuduğum.
Benden şiirlerimi bile aldı bu acı
Sesimi, düşümü aldı
Kefareti nedir bilmem
Lakin hesabını soracağım satırlarım var benim.