Uzun caddelerde yaşamı o kitapta olduğu gibi yoğun yaşayıp yaşamadığımı düşündüm.
Aşkı, duyguları, özlemleri?
Yoksa ben yaşanan tüm olayların bir gözlemcisi; dünyanın, duyguların, özlemlerin, ülkelerin, alışkanlıkların bir seyircisi miyim?
Ne aşk, ne ayrılık acısı, ne de arada bir kapınızı zorlayan başıbozuk varoluş sancıları, hiçbiri bir yarın olmayışının ruhta açtığı gediğin yanına bile yaklaşamıyor.Gittikçe büyüyen, büyüdükçe eriyen bir kartopu misali yuvarlana yuvarlana yaşayıp giderken,bunu idrak edemiyor insan.Öldüğündeyse zaten geç kalmış oluyor.