I.

MARTIN EDEN İNCELEME (SPOILER İÇERİR!)
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2025 23:48
Felsefeye meraklı biri olarak, içinde geçen felsefi tartışmaları ve Eden’in sorgulamalarını çok sevdim. Eden’i biraz kibirli biri olarak gördüm. Karakter o kadar gerçekti ki, gerçek hayatta da insanların bazı yönlerini sever, bazı yönlerini sevmeyiz. Martin Eden de benim için öyleydi. Onca şeyi sıfırdan öğrenmesi, keşfetmesi, azmi, kendinden eminliği ve kendini tanıması bana o kadar çok ilham verdi ki, şu an yazıyor olmama da vesile oldu. Ruth’a olan tutkusunu okurken, Ruth’a yüklediği özellikleri ve dış görünüşünü sevdiğini düşünmem çok normalmiş. Bu biraz üzdü. Martin’in sadece kendi bildiklerinin doğru olduğu, başka fikirlerin o şekilde ifade edilemeyeceği düşüncesiyle sergilediği küçümseyici tavırlar fazla cüretkâr geldi. Tabii, sözleriyle acımasızlaştığı kişiler, Martin’in dediği kadar içten pazarlıklı kuklalar olarak yansıyordu dizelere. Kitabı bu kadar değerli kılan yanı; gerçekçi hislerin ve düşüncelerin doğrudan ifade edilip Martin’in sonunu hazırlamasıydı. O; yaşam ve başarı arzusuyla dolup taşan Martin, umudunu yitirdiğinde kazandıklarıyla değil mutlu olmak, aksine rahatsızlık duyuyor. Kitabı okurken Martin’in bazı düşüncelerle kendini zincirle bağladığını görüyoruz: Ruth’a olan aşkı, editörleri makine olarak görmesi, basılan yazılardan kendi yazılarının çok daha iyi olduğunu iddia etmesi… Genel olarak kendini kandırmada da başarılı biri. Yazarın kelimeleri o kadar güçlü ki, Martin’le birlikte Ruth’u seviyor, yine Martin’le birlikte Ruth’u samimiyetsiz buluyoruz. Ben ne diyordum? Umut. Yıllar önce bir yazımda her duygunun geçici olduğunu; öfkenin, mutluluğun, hüznün geçeceğini fakat umudu yitirmenin hayatı bitireceğinde bahsetmiştm. Martin’in sonu bana bunu hatırlattı. Kendisinin yıllarını geçirdiği denize bırakılması da oldukça manidardı. Kitabın sonlarına
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sanrım bu gece yakacağım...
"Kim bilir ne gibi sebeplerle tesadüf bizi birleştirdi. Sen beni sevdiğini söyledin, ben buna inandım. Ben de seni seviyordum... Hem nasıl seviyordum... Hislerimde bugün de bir değişiklik yok. Fakat niçin seviyordum, işte bunu bulamadım ve beni düşündüren, seninle olan hayatımızın devamından şüphe ettiren bu oldu. Seni niçin sevdiğimi bir türlü bilmiyordum. Huylarını, yaptığın işleri, beğenmiyordum demeyeyim, fakat anlamıyordum. Sen de benim birçok şeylerimi anlamadığını inkâr edemezsin. Böyle olduğu halde nasıl garip bir kuvvet bizi birbirimize bu kadar sağlam bağlamıştı? İlk andan itibaren tamamıyla başka dünyaların insanları olduğumuzu anladığım halde beni burada tutan ve seni gördüğüm zaman içimi sevinçle dolduran neydi? Acaba şu senin her zaman bahsettiğin ve her hareketinin kabahatini kendisine yüklediğin şeytan mı? Son günlerde ben de bundan korkmaya başladım. Şimdiye kadar daima, düşünüp doğru bulduğum şeyleri yapmaya alışmıştım... Bu sefer hiçbir doğru ve akıllıca tarafını bulamadığım bu hayata beni bağlayan kuvvetin, içimde saklı bir şeytan olması sahiden mümkündü."
Sayfa 228 - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık; 1, baskı: Istanbul, Şubat 1998
Alıntı