Peki ya Facebook? Bu mecranın mesajı ne? Öncelikle şu gibi: hayatınız başkalarına sergilenmesi için var olan bir şey, her gün arkadaşlarınıza hayatınızın öne çıkan anlarını düzeltilmiş, elden geçirilmiş halleriyle göstermeye çalışmalısınız. İkincisi: önemli olan, insanların dikkatle seçtiğiniz, elden geçirdiğiniz ve işlemek için hayatınızı harcadığınız bu öne çıkan anları hemen beğenip beğenmemesi. Üçüncüsü: bir kişinin hayatının bu öne çıkan anlarına düzenli olarak bakıyorsanız, o kişi de sizinkilere bakıyorsa “arkadaş”sınız -arkadaşlığın anlamı budur.
Peki ya Instagram? Birincisi: önemli olan dışarıdan nasıl göründüğünüz. İkincisi: önemli olan dışarıdan nasıl göründüğünüz. Üçüncüsü: önemli olan dışarıdan nasıl göründüğünüz. Dördüncüsü: önemli olan dışarıdan görünüşünüzün insanlar tarafından beğenilip beğenilmediği.
…şu an “yangın hortumundan su içiyor gibiyiz,” diyor Sune, “çok fazla geliyor.” Enformasyona boğuluyoruz…. Bu “ çok yorucu hale geliyor.” Daha önemlisi, “her türlü boyutuyla derinliği feda ediyoruz,” diyor Sune. “Derinlik için zaman gerekiyor. Derinlemesine düşünmek gerekiyor. Her şeye yetişmeniz, her dakika e-posta göndermeniz gerektiğinde derinliğe ulaşacak zamanınız olmuyor. İlişkilerde derinlik için de zaman gerekiyor. Enerji gerekiyor. Uzun zaman aralıkları gerekiyor. Kendinizi adamanız gerekiyor. Dikkat göstermeniz gerekiyor, değil mi? Derinlik gerektiren her şey zarar görüyor. Yüzeye doğru çekilip duruyoruz.”