Nilgün Kızıltepe

“Öfke bize tam olarak nerede sıkıştığımızı, sınırlarımızın ne olduğunu, hangi inançlara ve korkulara takılıp kaldığımızı gösterir.” Jack Kornfield
Sayfa 105·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Seni bütünüyle kendime istiyorum; ama senin özgür olmanı, bağımsız olmanı da istiyorum -bana bağlı olmanı; ama, benden bağımsız olmanı...” İle /Oruç Aruoba
İçimdeki yalnızlık…Bu yalnızlık beni derinden etkiliyor, sanki koca bir boşlukta kaybolmuş gibiyim. Zor olan hiçbir anımda kimseyi yanımda bulamamak , her zorlukla tek başıma mücadele etmek zorunda kalmak beni yıpratıyor. Kendimi, içimde bir soğukluk ve çaresizlikle baş başa kalmış gibi hissediyorum. Ailemin sıcaklığına, onların desteğine o kadar ihtiyacım var ki... Ama şimdi, onların fiziksel olarak yanımda olmadığını bilmek beni daha da yalnızlaştırıyor. Bu durumda, güvenecek kimse bulamamak ve tüm yükü tek başıma taşımak gerçekten zor. Ancak biliyorum ki bu günler de geçecek. Kendime inanmak istiyorum, çünkü içimde bu zorlukların üstesinden gelebilecek bir güç olduğuna inanıyorum. Şu an bunu göremesem bile, her fırtınanın bir sonu olduğunu ve sonunda güneşin yeniden doğacağını biliyorum. Bu zor zamanlar beni daha güçlü yapacak, bunu hissediyorum. Kendime karşı nazik olmaya çalışıyorum. Bu zor durumda olmanın verdiği yükü hafife almıyorum, ama bu yükün beni tanımlamasına da izin vermek istemiyorum. Biliyorum ki bu sürecin sonunda daha dirençli ve güçlü olacağım. Bu dönem zor olsa da, içimdeki ışığı bulana kadar mücadele etmeye devam edeceğim. Şu an belki de yalnızım, ama kendime güveniyorum ve bu durumu atlatacağım.
"Çünkü aşkın kökeninde umut vardı. Yarınlara dair umut. Olabileceklere dair umut. Her şeyinizi emanet ettiğiniz birinin onları sarmalayıp koruyacağına dair umut. Peki ya umudu öldürmek? O lanet şey bir ejderhayı öldürmekten daha zordu."
ZITLIKLARIN BÜYÜSÜ : YAŞAMIN AHENGİ
Hayatın özü, zıtlıkların uyumunda saklıdır. Güneşin doğuşu ve batışı, yazın sıcaklığı ve kışın soğuğu, mutluluk ve hüzün… Hepsi bir araya geldiğinde yaşamı anlamlı kılar. Tıpkı bir ressamın paletindeki zıt renkleri karıştırarak mükemmel tonları yaratması gibi, hayat da zıtlıkları harmanlayarak güzellikler sunar. Düşünsene, sadece gündüzden ibaret bir dünya nasıl olurdu? Gece olmadan yıldızların parıltısını görebilir miydik? Ya da sadece mutluluk yaşasaydık, hüznün derinliği ve bize kattıkları olmadan kendimizi tam hissedebilir miydik? Bu zıtlıklar, hayatı daha renkli, daha anlamlı kılar. Bir nevi, bu zıtlıklar sayesinde değerini biliriz güzel anların. Zıtlıklar, sadece birbirinden farklı olan şeyler değildir. Aynı zamanda birbirini tamamlayan, bütünleyen parçalardır. Yazın sıcaklığını kavurucu hale getiren şey, kışın soğukluğudur. Tıpkı insan ilişkilerinde olduğu gibi; bazen iki kişi farklı karakterlere sahip olabilir, ama bu farklar onları tamamlar. İki farklı notanın bir araya gelerek güzel bir melodi oluşturması gibi. Hayatın bu ince dengesi, bize her şeyin geçici olduğunu ve her anın kıymetini bilmemiz gerektiğini hatırlatır. İyi günler kadar kötü günler de geçer, ama önemli olan bu süreci nasıl yaşadığımız, ne öğrendiğimizdir. Zıtlıkları kabullenmek, hayatın doğal akışına uyum sağlamak, bize huzuru getirir. Sonuçta, hayatın her anı bir hediye ve bu hediyenin paketini açarken içindeki her şeyi sevmek gerekir. Her duygu, her deneyim, her an, bir sonraki adımımızı şekillendirir. Zıtlıkların dansı olmadan, bu güzel oyunu tam anlamıyla oynayamazdık. Hayat, bu zıtlıkların birleşiminde anlam kazanır. Ve belki de bu yüzden, hayatın en güzel anları, zıtlıkların mükemmel bir uyum içinde dans ettiği anlardır. Nilgün Kızıltepe