Nilgün Kızıltepe

Bazen insanlara öyle değer veriyoruz ki, onların bizim için ne anlama geldiğini bilmediklerini unutuyoruz. Kalbimizi açıyoruz, sırlarımızı paylaşıyoruz, duygularımızı en saf haliyle sergiliyoruz. Oysa farkında olmadan, karşımızdaki insanın gözlerinde bu duyguların nasıl değerlendirildiğini ya da daha kötüsü, nasıl kullanıldığını göremiyoruz. İnsanlar bazen, sırf kendi menfaatleri için başkalarının duygularını kullanma yoluna gidebiliyor. Bu acımasızca bir oyun gibi, sevgi gösterilerini, ilgi bekleyişlerini, umutları ellerinde oyuncak ediyorlar. Senin en içten anların, en derin hislerin, onların gözünde sadece birer araç haline geliyor. Bu oyun bir kez fark edildiğinde, insanın içinde kopan fırtınalar, yaşanan hayal kırıklıkları, belki de en zor kabullenişlerden biri oluyor. Neden bir insan, başka birinin kalbini bu denli acımasızca yaralamak ister? Belki de bu sorunun cevabı, tamamen onların kendi iç dünyalarında saklı. Kendi eksikliklerini başkalarının üzerinden tamamlama çabası, belki de onların acizliği. Ama şunu unutmamak gerekiyor; kendi menfaatleri için başkalarını kullanan insanlar, aslında en büyük kaybı yaşayanlar. Çünkü gerçek sevgi, güven ve sadakat; çıkarların ötesinde, karşılıklı fedakarlıkla, anlayışla, samimiyetle var olur. Evet, bu süreçte yıpranabiliriz, incinebiliriz. Ama sonunda öğreniyoruz ki, insanlara kalbimizi açarken dikkatli olmamız gerekiyor. Kendi değerimizi fark ettiğimizde, bir daha kimsenin bizim duygularımızı bu denli hor kullanmasına izin vermeyeceğiz. Çünkü duygularımız, sadece çıkar uğruna kullanılacak kadar basit değil; onlar bizim en değerli hazinelerimiz. Nilgün Kızıltepe
Reklam
“ Yıkmaya çalıştığın duvarlar, aşmaya çalıştığın sınırlar aslında hiç var olmamış olabilir mi?“
Sayfa 129·Kitabı okudu
“ Aşkı gerçekten hissetmek için kalbimizi açmalı ve incinebilir olmalıyız. Bu korkutucu olduğu için aşktan kaçışımıza bahane olarak hikayeler yaratırız. Şimdi kalbinin arzularına uyarak kendini riske açma ve sonuçları ile karşılaşmaya hazır olma zamanı.”
Sayfa 125·Kitabı okudu
"Bitirmek istemiyorum; ama, belki, sürdürdüğüm, bitmiş bir şeydir." diye düşünmüştüm. İle/Oruç Aruoba
“...anlamak gerekirmiş. Ama birçok insan anlamak istemezmiş çünkü anlamak zahmetli işmiş."
Sayfa 126·Kitabı okudu
Reklam