“Oyuncak, çocuğun belki de en kıymetli arkadaşıdır. Sizin için de öyleydi. Sonra büyüdünüz, ebeveyn oldunuz ve oyuncaklar sizin için evi fazlaca dağıtan, etrafa saçılan, sürekli ‘Topla şunları! ‘ dediğiniz, görmek istemediğiniz ama yine de aldığınız tüketim maddelerine dönüştü. Yalnız değilsiniz, yetişkinlerin çoğunun oyuncakla ilişkisi bu düzeyde. Çünkü biz yetişkinler çocuğun oyunla ilişkisini onun uğraşı olarak görüyoruz. Bir uğraş gibi görünce hakkını teslim etmiyor, çocuğun dünya ile arasındaki en güçlü bağ olan oyunu küçümseyebiliyoruz. “