zweig’ı her ne kadar sevsem de bu kitaptan beklentilerim bir tık daha fazlaydı. kitaptaki bazı olaylar sadece zweig’ı etkileyecek öznel olaylar gibiydi her ne kadar tarihin birer parçası olsalar da. istanbul’un fethi, tolstoy’un ölümü ve cicero gibi hikâyeler benim en aklımda kalanlar oldu. tarihi bazı olaylar hakkında yüzeysel bilgiler edinmek için okunabilir.
orospu evladı charlie olmasa bunlar yaşanmayacaktı. karakterler çok güzel işlenmiş bence. hissettikleri ve yaşadıkları bana duygu olarak geçti diyebilirim en azından. olayların akışı da zoraki değildi, devamını merak ederek okudum. charlie de bir aşkın nasıl hayal kırıklığına dönüşebileceğinin somut kanıtı. sevdim kısacası, okunur.
ince bir kitap olduğu için çoğu şey yüzeysel ve hızlı işlenmiş. tarihi ve dini ağırlıklı olduğunu bilsem de biraz daha keyif almayı umuyordum ne yazık ki.
içinde bana dokunan hikayeler ve bu hikayelerden bazı kısımlar oldu. zweig’tan beklemediğim bir tarzda kitap açıkçası. ama gerek din gerek tarih olsun içine katmış, kısa ve öz üç hikaye yazmış. bana sadece ikincisi hitap etmedi, birincisi ve üçüncüsü gayet keyifliydi.
en sondaki mektup beni biraz sıkmış olsa da dönemine göre oldukça eğlenceli bir kitaptı. hrg’ın diğer eserlerinde de olduğu gibi ilginç bir konu ile giriş, keyifle okunacak bir gelişme ve şaşırtıcı bir son vardı. dönemindeki eserler ve akımlardan iyi anlamda farklı olması da bir avantaj. okunmalı diye düşünüyorum.