Ebu Nuaym, Sıfatü's-Safve'ye de alınan şu ilginç hikâyeyi
Ahmed b. Mehdi'nin dilinden naklediyor: Bağdat'taydım. Bir gece ya-nıma çaresiz zavallı biri olduğunu, başına kötü bir hadise geldiği için hamile kaldığını söyleyen bir kadın geldi. Benden başına gelen hadiseyi gizle-memi istiyor, "Senin benim kocam olduğunu halka söyledim. Evet, ha-mileliğimin seninle bir alakası yok, ama zor durumdayım, beni örtersen Allah seni affeder" diyordu. Bu çaresiz kadının sözlerini susarak dinle-dim. Kadın gitti, yakın bir yerde doğum yaptı. Daha sonra bulunduğum mahallenin imamı, komşulardan müteşekkil bir cemaatle yanıma geldi; "oğlun hayırlı olsun, uğurlu olsun" diye beni tebrik etti. Ben de "La ilahe illallah" diyerek şükrümü dile getirdim. Ertesi gün imama iki dinar tes-lim ederek; "Bunları al, doğum yapan o hanıma ver. Artık onunla benim aram ayrılmıştır!" (89) dedim. Artık her ay iki altın gönderiyordum bu ka-dına. İmam benden altınları alıyor kadına veriyordu. Niçin böyle yaptı-ğım sorulunca; "Bu paralar doğan çocuğun nafakasıdır." diyordum. Bu hal üzere iki sene geçti. Çocuk vefat etti. Mahalleli gelip beni taziye etti-ler. Ben de; "başa gelen çekilir" diyerek teslimiyet ve rızamı ifade ettim. Bir gece o kadın gene geldi. İmamla gönderdiğim bütün altınları bana iade etti. Ve şöyle dedi: "Beni örttün, Allah da seni örtsün!" Ben paraları almadım; "Bunlar doğan çocuk için verdiğim paralardır. Artık senindir.