Demek herkesin başkasında şikayet ettiği şey kendinde bulunabiliyor ve bunu fark etmeyerek başkalarında suçladığı şeyi kendinde mazur görüyordu?Lakin niçin bunu onun yüzüne haykırmıyorlardı.İşte kendisi bunu haykırmayacak mıydı?
İnsanlarda,hayat ve mutluluk için gerekli olan şeylerden bıkan ya da iğrenerek bir hâl vardı ki hayatının çaresizliği işte asıl buydu."Hem ancak onunla yaşayacak hem de yaşayamıyor,işte ceza burada!Sanki gıdasıyla zehirleniyor!
Ah kadınlar,kadınlar,siz sadece aşkınıza,sadece ona özlemle ve ona yenik düşerek özveriyle mesut yanarken,erkeklerin kalbinde ne çirkin ne yabancı ve ilgisiz duygular olduğunu bilseniz.
"O kadar zaman ben bu adamı tanımayarak yaşamışım,hem de son derece yakın bir hayatta"diyordu.Dış görünüşlere aldanıp verilen kararların hayatımızda ne derin etkiler meydana getirdiği,Süreyya'nın her şeyini bilirim derken nasıl hiç beklemediği huyları çıktığını görüp"Ben onu bilmiyormuşum,başka bir adammış...Nasıl yaşadım ya Rabbi,nasıl?"diyordu.
Tekrar o yara,o küçük yara feryat etti.Ah niçin ona yetemiyordu?Niçin ona her şeyi unutturamıyordu?Erkek kalbinin kadın kalbimden daha fazla isteyici olması bir haksızlık değil miydi?
Buna karşın sükut ve tahammülden başka yapılacak bir şey olmadığını düşünmek ve bunun bu kadar güç olduğunu görmek onu eziyordu.Evvelden ricaya lüzum
göstermeyen Süreyya,şimdi gittikçe artan şakalarlarla her arzusuna karşı gelebiliyor,Suad'ın istemediği şeyleri bile
yapıyordu.Bu şakalar dıştan her şeyi iyi göstererek işi ciddiyetten kurtarıyordu.Ne olursa olsu ricası kabul olunmuyor ve arzusuna muhalif şey yapılmış oluyordu.