Alo! Alo! Merhaba, sana gelmek istiyorum. Bana ve buna engel olmayacak mısın? Anlayamadım? Sesin, diyorum sesin. Beni bazen büyük bir çıkmaza sokuyor. Öyle büyük bir kararsızlığın içine düşüyorum ki sesin mi daha güzel yoksa ellerin mi, bir türlü emin olamıyorum...
Nasılsınız, doktor bey, diye sormuştu kuşkusuz, zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde, iyiyim, deyip geçiştiririz ya öyle söylemişti, hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz, kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir, olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür.
Gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz aklımızla inkar etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.