Nisa

Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldamayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?
Sayfa 41·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Hayatta fevkalade hiçbir hadise yoktur. Her şey birbirinin aynıdır. İşte bu kadar..."
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Ömer'in büsbütün baska bir hayat ülküsünü gönlümüzde hissedinceye kadar öylesi âkıbetlerde hep yüz yüze geleceğiz...
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Alangu'nun yürek yakıcı bir saptayımı var: "Buradaki Yusuf, Kürk Mantolu Madonna'nın târik-i dünyası Raif, İçimizdeki Şeytan'daki Ömer, hepsi bir tek insandır, 'atını sürüp dağlara doğru gider.' Yarattığı kişilikleri, sonları ile sanatçının âkıbeti arasında ne derin ve düşünceli bir benzerlik var!"
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Romanda Ömer'in "büsbütün başka bir hayat" istemesi boşuna değildir. Büsbütün başka hayatı Ömer'den esirgeyen sadece içimizdeki şeytan olabilir mi?
Sayfa 11·Kitabı okuyor