Hislerin ifade edilişindeki, aşkın dile getirilişindeki incelik onu şaşırtmıştı. Demek ki aşk hırpalamadan, yıpratmadan, yormadan da yaşanabiliyordu. Fakat artık her şey kolayca elde edildiği gibi kolayca kaybetmeye de önayak oluyordu. Aradaki nesil farkı, bu dönüşümün temeliydi aslında. Zamanın döngüsü içinde değişen toplum ve insan; artan ihtiyaçlar, hırslar ve kaygılar arasında kendini savunmaya geçmiş, bu yeni düzene uyum çabası ise beraberinde hız, kolaycılık ve duygusal yozlaşmayı getirmişti. Bencillik en baskın karakter özelliğiydi, kimse kimseye değer vermiyordu artık.