Nisa Demir

Nisa Demir
@nisaadmr
Şimdi sormak isterim yüzyıllar öncesinde, dünyanın alelade bir yerinde bu yaşam suyundan çoktan içmiş olan birine, nedir doğmak ve yaşamak, ölmek, unutulmak? Sonra nedir bu hengame bu sonsuz ışığın içindeki küçük, tiksindirici ve korkunç kibirlerde? Güneşin doğuşuyla doğan, uyanıp hafif telaşla günün işlerine kaptırırken kendini, o da düşünür müydü acaba kendisinin de gelip geçtiğini sarsıcı bir hızla bu dünyadan?
Reklam
Derken Merhem Yok merhem Cahit ZarifoğluCahit Zarifoğlu
Kapı arkası, dipte köşede ağlayışlar. Kimse bilmez ve aslında herkes bilir duyguları. Göz göze gelmez, gelirse anlar çünkü. Ezilir ruhu bin ton acının altında. Düşünür, düşünür; düşünüşün zerresine nefret kusar sonra. Ölüm gelir aklına sonra, sanki daha bir saniye önce aklında değilmiş gibi. İsyan, boğazında düğüm. Ağlar, ağlar... Kadere razı olmak zor, başka çıkış olmadığını bilmek zor. Neden sonra, daha her şeyin başındayken, baharın ta içindeyken, baştan ayağa hayat olanların, çok uzaklara, bitmez yolculuklarını yapmak zorunda kalmalarının hüznünü duyar. Duyar da yüreğinin en derinlerinde yasını tutar. O an binlerce acının, derdin tasanın şöyle omuzlarında olduğunu hisseder. "Ne çok acı var." yazarmış zarif bir kitapta. Şimdi bir kez daha anlar.
Gençlerini kitaplarla beslemeyen ulusların sonu acıdır. OvidiusOvidius
İçimde hiç susmadan vızıldayıp duruyor İnatla iğnesini batırmayan bir arı Emily DickinsonEmily Dickinson