spoiler yoktur gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz.
Kırmızı Saçlı Kadın kitabında, günümüzden 1985 yıllarına yönelen bir projeksiyonla ana karakter Cem'in tanıştığı kuyuculuk mesleği ve bu mesleğin onun hayatını nasıl şekillendirdiğini okuyoruz. Bu kitabın odak noktasını ise babasının terk edişi ve babasız büyümek gibi temalar oluşturuyor. Ve bu temayı işlerken de iki eski efsaneden yararlanılıyor. Bu efsaneler Sofokles'in Kral Oidupus'u ile Firdevsi'nin Şehnamesidir. Ancak beni bu noktada en çok etkileyen olay ise yazarın kalabalık bir ailede kitabın kahramanı olan Cem'in tam tersi bir hayat yaşamasına rağmen Cem karakterinin iç dünyasını, babasızlığını çok güzel bir şekilde yansıtması beni okurken kendine çeken durumlardan birisidir. Ancak Orhan pamuk'un diğer kitaplarında da olduğu gibi bu kitabında da fazlasıyla İngilizce gramerinin izlerini taşıyan pütürlü dili ve anlatım bozuklukları kitabı durağan yapan konulardan birisi.
İçeriğine ve konusuna değinirsek Cem'in dershane parasını çıkartmak için girdiği kuyuculuk mesleğinde ustası Mahmut usta ile kuyuyu kazma süreçleri gayet güzel tasvirlenmiş çünkü şahsen ben hiç bilmediğim bu konuda bilgi sahibi olup olayı kavrayabildim. Fakat bu başarıdan karakterler arası ilişki pek nasiplenememiş. Cem ve Mahmut Usta'nın kuyu kazdıkları yere yakın öngören kasabasına olan ziyaretleri sırasında insanlarla, özellikle de Kırmızı Saçlı Kadın ile nasıl tanıştıkları nasıl bu kadar samimi oldukları beyin sulandıran bölümlerinden.
Benim bu kitap okumayanlara verebileceğim tavsiyelerden biri; kitabın ilk bölümünü okuduktan sonra, romanın devamına yönelik bir tahmin listesi hazırlanmasıdır. Çünkü tahmin edebileceğiniz şeylerin çok ötesinde sonuçlarla veya yazarın size bıraktığı ipuçları yardımıyla yürüttüğünüz tahminlerin tutarlığı