hayatta kalıplar var... ritimler. bir hayatta kendimizi köşeye kısılmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluş ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek. demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. mutluluğun doğasında acının da olduğunu. biri olmadan öbürünün de olamayacağını.
şiirin asıl güzelliği nedir, biliyor musunuz? hayatta olmayan, olandan çok daha iyi, hatta gerçeğe çok daha yakın şeylerden söz etmesi... "sevmemek elimde değil... istese de elinde değil!"
keyfimiz yerindeymiş, yaşamak şahane bir şeymiş gibi yapalım. oyuncuyuz ya. dünya bir sahneymiş ya. oynayalım işte. nedir ki hayat zaten? saçma sapan bir oyundan başka