acıların tamamı korkaktır, yaşamaya dair güçlü istek karşısında geri adım atarlar çünkü bedenimizi çepeçevre saran yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür.
her bir cümle, her bir kelime o kadar özeldi ki... okuduğum en iyi paragraflardı. bitmesin diye yavaş yavaş okudum. bitirdiğimde çok farklı şeyler hissettim. çok güzeldi.
13 yaşında okula giden normal bir kız çocuğu... karşı daireye bir adam taşınıyor. her şey çok normal ancak 13 yaşındaki bu kız çocuğu daha karşı apartmanlarına taşınan kişiyi görmeden ona karşı sempati duygusu besleyen biri. her şey karşı daire taşınan adamı görünce başlıyor. 13 yaşındaki bir kızın kendisinden en az 20 yaş büyük bir adama (kitapta belirtilmemiş sadece bir tahmin) aşık olması beklenmez ancak bu kız baba sevgisi görmediğinden olsa gerek bu adama bir takım duygular besliyor. 15 yaşına kadar günleri bu adamı düşünüp geceleri eve gelmesini bekleyerek geçiren kız annesinin bir adamla evlenmesi sonucu başka bir yere taşınmasıyla devam ediyor. ancak kız bu adamı yine de unutmuyor. reşit olduğunda bir yakınının yanında çalışma bahanesiyle bir gece apartmana geri gidiyor. bir çok gece aşağıda sadece pencere bakarak geçiriyor gecelerini. bir şekilde ilişkiye giriyorlar 3 gece daha sonra adam geziye çıkacağını ancak ona döndükten sonra haber vereceğini söylüyor. 3 ay geçiyor çoktan geziden dönmesine rağmen kadınla hiçbir şekilde iletişime geçmiyor.
bir kaç hafta daha sonra bir tesadüf sonrası tekrar ilişkiye giriyorlar ancak bu sefer adam kadını unutmuştur. hatırlamıyordur bile. kadın o geceden sonra hamile kalıyor ama adama hamile olduğunu söylemiyor bile. 10 yıl sonra çocuk mum ışıklarının aydınlattığı buz gibi yatakta ölü bedeniyle oracıkta yatarken kadın son mum ışığında bu mektubu adam için yazıyor bitirdikten sonra da yaşamına son veriyor... mektubun hepsini okuyan adam kadını yine de hatırlamıyor bile...
aşkın çok tehlikeli bir şey olduğunu, bir aşkın takıntıya dönüşüp yaşamına son