Sarah ve Şemsi, arkadaşımın beğendiği için ödünç verdiği bir kitaptı. Fakat ben arkadaşım kadar zevk alarak ya da beğenerek okumadım.
Kitapta 1800’lü yıllarda yaşamış olan ve ilk uluslararası tiyatro yıldızı sayılan Sarah Bernhardt’ın İstanbul turnesine geldiği bir hafta anlatılıyor. Yazar, büyük büyükbabası Molla Şemsi’nin Sarah Bernhardt ile geçmişte bir ilişki yaşadığını hayal etmiş ve bunu roman şeklinde kaleme almış. Fakat kitapta ne bir olay var ne de gerçekten hissedebileceğim bir aşk hikayesi mevcut. Karakterlerin ağzından sürekli olarak seviyorum, aşığım tarzında konuşmalar duysak da ben o hissiyatı alamadım.
Aslında konu güzel işlenebilse ilgi çekici bir kitap ortaya çıkabilirmiş. Fakat her şey çok yüzeysel; sürekli olarak bir kırılma noktası bekledim, ama yoktu. Her şey oldukça durağandı ve kitap neredeyse elle tutulur bir mevzu olmadan bitti. Sanki yazar Sarah Bernhardt için bir biyografi yazmak istemiş ama çok da derine inmek istemediği için bir roman olarak kurgulamış. Zaten kitabın sonundaki yazıda da araştırmalarını çok derin tutmadığından ve ne kadar yararlanabileceği biyografik kaynak olsa da iki üç tanesini referans aldığından, neredeyse tamamen kurmaca bir metin yazdığından bahsetmiş. Sürekli olarak sanki bir biyografi kitabıymış gibi Sarah Bernhardt ile ilgili bilgiler okuyoruz.
Molla Şemsi aslında ilgi çekici bir karakter olabilirmiş; ama kitap boyunca o kadar tuhaf yansıtılıyor ki kendimi karakteri hiç sevmemiş bir vaziyette buldum. Kitap üzerinden konuşursak Sarah Bernhardt’ı sahiden seven bir karakter mi derseniz bence hayır, saplantı olduğunu düşünüyorum. Bir hafta boyunca gizli aşıklar gibi Sarah ile buluşup gezen Şemsi, karımı da seviyorum diyip akşamları eşi Saide’nin yanında ona sarılarak uyuyor. Sarah’ın kendisini öpmesine izin