Aşkla, emekle, incelikle
Üç kere yarattın beni.
Şimdi üç güzellikle cezalı
Anlamanın büyük yalnızlığı içinden
Unutmanın büyük saatine bakarak
Yaşamaya çalışıyorum.
Sırtımda bilmemem gerekenler dolu bir çuval
Hangi handa misafir olsam bardak hep yarım
İçmek için değil zehirlemek için doldurulmuş şarap
Elbet bilmemem gerekenler zehirlemiş beni çoktan
Yoktan var etmişim parmak uçlarımı, bir tanesi eksik
Tanrı ile kavgam hep bundan, bileklerim kesik
Yarısına kadar doldurabilmişim bardağı
Sanki aşmıştım ben bütün büyük dağları
Yırtmıştım gökyüzünü, karnından güneşi
Sen sanıp almıştım, Tanrı derdest olmuştu
Tanrıya inat, senin kudretine inat
Şimdi ince bir tülbentle sardığım bileklerimi
Senin bilgesizliğine, senin tanrının şifasına bırakacağım
Oysa insana aşktan büyük tanrı yok
Ne şarap ne güneş ne de sen…
Necmeddin Koçoğlu