Birbirimize iyi akşamlar dediğimiz ve gözlerini gözlerime diktiği kısa süre içinde bu ilgiden hoşlanıp hoşlanmadığımı soruyorum kendime, ama daha cevap veremeden sorumu unutuyorum. Bu ilgi üstümde iz bırakmıyor.
Onunla sevişmelerimizi hatırladığımda karanlık bir kuyuya düşüyorum. Sevişirken de öyle oluyordu, dibin de bulanık bir suyun beni beklediği dar bir kuyuya inmek gibiydi onunla sevişmek, kendi içime ölümcül bir yolculuktu. Gözlerini aç! diyordum, aç, aç! Çünkü gözlerini kapatırsa bedeni plastikleşiyordu, ruhu uçup gidiyordu, ben boşluğa düşüyordum.