Unutmamalı ki mutlak ahlakın tartışması yoktur, o internet için de geçerlidir. Ve Berat Demirci'nin şu eşsiz cümlesi her bilgisayarın "Çatına" asılması gereken bir vecizedir:
"Ålemlerin Rabbi olan Allah sanal ålemin de Rabbidir."
Bunca savaş adı arasında bana en ilginci İki Gül Savaşı (Güller Savaşı) gibi geliyor. Gül ile savaşı bağdaştıramadığımdan. Bir İngiliz iç savaşı olan İki Gül Savaşı'nda çarpışan hanedanlardan birinin arması beyaz gül, diğerinin kırmızı güldü. İki taraf da kabzasına gül işli kılıçlarıyla birbirinin kanını dökmüş, canını almıştı.
Dünyada güzellik pahalı, lâl kırmızı, yârin dudağından getirilmiş karanfil kırmızıdır. Edebiyatta gül kırmızı, kan kırmızı öyleyse aşk da kırmızıdır. Belki bu yüzden aşkın bitebildiğini görüp de buna tahammül edemeyen Anna'nın kendisini bir tren istasyonunda rayların üzerine attığı gün kolundaki minicik çanta kırmızıdır.
Rivayete göre ferah zamanlarında bir gün Ahund Hacı Türab, "Yasin" suresinin seksen ikinci ayetini okur ve açıklar:
"O isterse ol der ve oluverir."
Dinlemekte olan Tagiyev merak eder: "Şimdi ben bu kadar servetin sahibiyim. Allah isterse bir anda yok olur, öyle mi?"
"Öyle,” der Ahund.
Gel zaman git zaman Tagiyev bütün servetini kaybettiğinde, "Beni Ahund'un ayakucuna gömün," diye vasiyet eder, “çünkü onun ayaklarının bildiğini benim başım bilmiyor."