Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi
Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş
Dünle beraber
Gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım
Her şeyden önce genel ilkeyi koyalım: Kendi içinde barışık ve bütüncül bir hayat alanı kurmak istersen, mamur mekân ile ilgili bilincin doğal mekân bilincini yansıtmalı.
Sınıfta, sokakta, stadyumda, camide ya da kışlada yanındaki kardeşine bakarken ona kökenini düşünerek değil gönlünle bak. Unutma ki hepiniz bu toprakların havasını teneffüs ettiniz, ırmaklarından su içtiniz, dağlarında dolaştınız. Fark aramaya başlarsan ikiz kardeşindeki ortak yönleri bile göremezsin. Ortak yönleri ararsan köken olarak sana en uzak gördüğünde belki de en yakın dostunu bulursun.
Özetle, kimlik çatışmalarının manipüle edilmek istendiği günümüzde Türk kimliğini baskıcı Tek Parti ve 12 Eylül uygulamalarında kullanıldığı şekliyle dar bir kalıp içinde değil bir ortak tarihdaşlık ve eşit vatandaşlık bileşkesi içinde görmek gerekir.
Bu tarihi süreçte Kürtlerin özel bir konumu olmuştur. Otantik bir Mezopotamya halkı olan Kürtler birinci göç dalgasında gelen Türkmen boyları ile kaynaşarak içiçe geçmiş, ikinci göç dalgasında ise yaşadıkları vatan toprakları kaybedilmediği için de yerlerinde kalmışlar ve devlet sürekliliği içinde hukuki anlamda eşit vatandaşlık statüsü kazanmışlardır. İlerleyen satırlarda ele alacağımız gibi, Tek Parti döneminde yapılan hatalar ortak kimliğin algılanmasında yaralar açmış ve kimlik yabancılaşmasının zeminini oluşturmuştur.