Nilüfer Dağlı

Nilüfer Dağlı
Okuyan okuduğunu anlamıyor, dinleyen dinlediğini anlamıyor öyleyse; hafızın SESİ güzel mi
Öğretmen
Esogü ilahiyat fakültesi
Konya/Eskisehir
konya
914 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Firavunlar kendilerini tanrı ilan ederek kendilerinin özde farklı bir doğaya sahip oldukları iddiası ile insanları köleleştirmişlerdir. Hint kast sistemi ise, varoluşsal farklılık ihtiva eden kimlikler üzerinden tek bir ömür içinde geçişkenliğe kapalı sosyal tabakalar oluşturmuştur. Avrupalılar feodalizm döneminde soyluların mavi kana sahip oldukları iddiası ile kendi içlerinde kurdukları hegemonik düzeni, Afrika'yı sömürgeleştirdiklerinde ten rengi üzerinden yaratılıştan gelen ontolojik bir farklılık iddiasına dayandırdıkları köleliğe dönüştürmüşlerdir. Siyonizm'in Yahudilerin yaratılıştan seçilmiş oldukları iddiasına, Nazizm'in ise Alman ırkının insanların genelinden farklı ve onlar içinde en gelişmiş türü olduğu iddiasına dayanarak yaptıkları, ontolojik kimlik ile siyasal kimlik arasında kurulan yanlış ve sapkın irtibatların nasıl zulümlere yol açtığının örnekleridir.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Reklam
Ulaştığım sonuç şu ki insani kimliğimizi anlamamızın ve anlamlandırmamızın anahtarı Allah'ın güzel isimlerini hakkınca idrak etmektir. Kur'an-ı Kerim'de insanın yaratılışını tanımlayan ahsen-i takvim (en güzel şekil) ifadesi ile Allah'ın kendisini tanıttığı isimler için kullanılan esmâ-i hüsnā (el-esmāu'l-hüsna en güzel isimler) ifadesi arasındaki güzellik köprüsü bana hep bu bağlantıyı hatırlatmıştır.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Bana "Insan doğası ile ilgili yaşanılan bunca olumsuzluklardan sonra hâlâ insan doğasının iyi olduğu varsayımına dayalı böyle bir eser yazmaya nasıl motive olabiliyorsunuz?" diyen bir dostuma şu cevabı vermiştim: Olayları ve süreçleri değerlendirirken başkalarına göre tavır belirleyenler genelde karamsar bir ruh hâline girerler. Ama kitap yazarken ya da bir misyonu yerine getirirken o anda doğmakta olan masum çocukların yüzlerini gözlerinin önüne getirenler karamsar olmaz ve yorulmazlar. Nasıl biz asırlar önce yazılanlardan ve yaşananlardan ilham almışsak gelecekte doğacak çocuklara da karamsarlığımızı değil iyimserliğimizi ve ümidimizi aktarmak ahlaki bir görev.
Sayfa 15·Kitabı okudu

Nilüfer Dağlı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·87 syf.·
12 günde okudu
·
2025 8. kitabı
İmam Gazali
9.3/10 · 346 okunma
İç çatışmalarını çözümlediğini haber veren Yedinci Senfoni'yi bitirdiği yıl şunları yazıyordu: "Ey Kadir-i Mutlak Varlık! Koruda kutsanmış bir bahtiyarlık içindeyim. Koruda her canlı mutlu. Her ağaç seni söylüyor. Allahım! Koruluklarla kaplı bu arazide ne büyük bir ihtişam var. Yüksekliklerde huzur var; Yüce Varlığın hizmetinde olmanın huzuru var." Beethoven 1818'de tamamladığı Hammerclavier Sonata'ya kadar eser vermiyor. Bu eserde sonsuz ıstırap, sonsuz cesaret ve irade var; fakat Allah yok ve ümit yok. Dünyadan kopma daha yüksek bir alemin kapısını aralamış, fakat oraya henüz girilememiştir. Sadece ruhun derinliklerinde fark edilen enerjinin son bir hayat hamlesi ile fışkırdığı ve geride ifade edilecek bir şey bırakmadığı hissediliyor. Fakat Dokuzuncu Senfoni'nin Koral bölümünde tahammül edilmez özlemlerini ve ruhî açlığını, Allah'ın yarattıkları olarak topluca kucakladığı insanılık ailesiyle özdeşleşerek gideriyor.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam