Nilüfer Dağlı

Nilüfer Dağlı
Okuyan okuduğunu anlamıyor, dinleyen dinlediğini anlamıyor öyleyse; hafızın SESİ güzel mi
Öğretmen
Esogü ilahiyat fakültesi
Konya/Eskisehir
konya
914 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Sait Halim Paşa'nın güzel bir ifadesi var. Belki bu ifadeyi kendi yorumumla aktaracağım, ancak içerik olarak ona ait: Vatan, çift anlamlı bir kavramdır. Bunun bir tarafı, maddi, fiziki coğrafya dediğimiz, insanların üzerinde yaşadığı toprak parçası, ki biz buna maddi vatan diyebiliriz. Bu, vatan kavramının mekân boyutudur. Bir de bu maddi vatan üzerinde yaşayan insanların o toprakla kurduğu ilişkinin adı olan ve vatan kavramının zaman boyutunu oluşturan tarih ya da diğer anlamda manevi vatan. O açıdan, tarihle uğraşmak, tarihi anlamaya çalışmak, insanın aslında kendi yaşadığı topraklarla kurduğu ilişkiyi anlaması demektir. İnsanın üzerinde yaşadığı toprakla girdiği dostluğu, arkadaşlığı, kavgayı anlamlandırması, kendi manevi dünyasını oluşturan anlam dünyasını anlaması demektir. Burada manevi dünya, dini anlamda değil yalnızca, topyekûn ahlâkî, estetik, felsefi, ilmi, kısaca toprakla kurduğumuz ilişkilerin oluşturduğu anlam dünyası, değer dünyası demektir. Bu açıdan, bir kişinin kendi tarihiyle uğraşması ile genel tarihle uğraşması arasında çok ince bir fark var.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kişisel kanaatim, şiirin müzikle birlikte, insan olma bi- lincinin en üst seviyesi olduğudur. Başka bir deyişle, İnsani ayıklığın zirvesi... Şiir yazmayı sürdüren bir zihni, bir kültürü yenemezsiniz. Tefekkür açısından bazı ciddi zaafları taşısa da, son bir yüzyıldır, Türk direnişinin şairler eliyle yürüdüğünü görürsünüz. Bu, Türkiye'deki tüm çevreler için geçerlidir. Bir fikri hareket şiir yazma seviyesine eriştiğinde, kalıcılığı artar. Anadolu'yu yurt tutan Türkler'in başarısı da bunda gizlidir.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Cemil Meriç, yanlış anımsamıyorsam, "Kitap, tamamlanmış, dergi ise yürümekte olan bir fikrin aracıdır." der.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı
Soru şu: XIX. yüzyılın başında, Ali Kuşçu'nun mezarına, orada yatan kişinin temsil ettiği tarihi değeri unutup kim kendini defnettirmiştir; buna kimler izin vermiştir? Bu soru, cevabı üzerine konuştuğumuzda, başlangıç noktaları hakkında da ipuçları verebilir.
Sayfa 50·Kitabı okudu
1000Kitap