Nilüfer Dağlı

Nilüfer Dağlı
Okuyan okuduğunu anlamıyor, dinleyen dinlediğini anlamıyor öyleyse; hafızın SESİ güzel mi
Öğretmen
Esogü ilahiyat fakültesi
Konya/Eskisehir
konya
914 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
YALANCILIK: ÜZERİNE ÇALIŞMAYA DEĞECEK BİR KONU
Hepimiz doğruluğa bel bağlamak durumundayız. Toplum, insanların söyledikleri şeylere riayet edecek şekilde davranacağını varsayar - gerçek yalanın üzerindedir. Büyük bir oranda da, böyledir. Böyle olmasaydı, ilişkiler çok daha kısa sürer, ticaret yürümez ve ebeveynlerle çocuklar arasındaki güven yok olurdu. Hepimiz dürüstlüğe dayanmak durumundayız çünkü doğruluk yok olmaya yüz tuttukça bireysel ve toplumsal olarak korkunç bir ıstıraba sürükleniriz. Adolf Hitler, Neville Chamberlain'e yalan söylediğinde barış yeryüzünden çekildi ve elli milyonun üzerinde insan bunun bedelini yaşamlarıyla ödedi. Richard Nixon kendi ulusuna yalan söylediğinde, insanların büyük çoğunluğunun başkanlık makamına duyduğu güven yok olup gitti. Enron yöneticileri kendi çalışanlarına yalan söylediğinde, bir gece içinde binlerce insanın yaşamı çöktü. Hükümetimizin ve ticari kurumlarımızın dürüst ve doğru olacaklarına güveniriz. Arkadaşlarımızın ve ailemizin de. Kişisel, profesyonel ya da toplumsal, bütün ilişkilerin temelinde doğruluk ve dürüstlük olmak zorundadır.
Sayfa 261·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alnın kırışması
Bu davranışa dair bir başka ilginç nokta da, yaşlandıkça ve yaşam deneyimlerimiz biriktikçe, alnımızda daha derin kırışıklıklar görülmesi ve en sonunda bu kırışıklıkların kalıcı bir hal almasıdır. Nasıl sözel olmayan olumlu ifadeler uzun zaman içinde gülümseme hatlarını yüzde kalıcı kırışıklıklara döndürüyor ve mutlu bir yaşamı işaret ediyorsa, alnı aşırı kırışıklarla kaplı bir insanın da sürekli bu türden davranışlar göstermesini gerekli kılacak, nispeten daha zor bir yaşam geçirdiğini düşünebiliriz.
Sayfa 248·Kitabı okudu
Başarıyı Elde Tutmak
En iyi konuşmacılar her zaman el hareketlerinden yararlanır. Ne yazık ki, iletişim gücünü arttırmak için el hareketlerini geliştiren konuşmacılara verebileceğim en iyi örneklerden biri Adolf Hitler olacak. Birinci Dünya Savaşı'nda alelade bir er, ancak kutlama kartları yapabilen başarısız bir ressam ve ufak tefek bir adam olan Hitler'in, tanrı vergisi yeteneğe sahip inandırıcı bir konuşmacı olarak görünmesini sağlayacak herhangi bir vasfı olduğunu söylemek zor. Hitler yalnız başına, ayna karşısında çalışmaya başlamıştı. Daha sonraki yıllarda ise kendisini filme alarak, dramatik bir konuşma düzeyine ulaşabilmek için el hareketleri üzerine yoğunlaştı. Hikayenin kalanını zaten biliyorsunuz; şeytan ruhlu bu insan retorik becerilerini sivrilterek Üçüncü Reich'ın 10 liderliğine kadar yükselebildi. Hitler'i el hare- ketleri üzerine çalışırken gösteren ve dinleyicileri etkilemek ve kontrol altına alabilmek için ellerinden güç alan bir konuşmacı olarak gelişimine tanıklık eden bu filmlerden bazıları halen arşivlerde bulunmakta.
Sayfa 175·Kitabı okudu
Çekidüzen
Zihinsel bunalım yaşayan bir kişinin ayakta duruşu ve yürüyüşü, sanki dünyanın bütün ağırlığı onu yere çekiyormuş gibidir.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Ayaklarımız Yön Değistirdiğinde
Hoşlandığımız ya da bize sevimli gelen şeylere doğru yönelmeye eğilimimiz vardır ve bu durum etkileşimde olduğumuz kişileri de kapsar. Aslında bu kuralı, bir yere girdiğimizde insanların bizi gördüklerinden memnun mu olduklarını yoksa onları kendi hallerine mi bırakmamız gerektiğini anlamak için kullanabiliriz. Konuşmakta olan iki kişiye doğru yaklaştığınızı varsayalım. Bunlar tanıdığınız kişiler olsun. Siz de sohbetlerine katılmak istiyorsunuz ve yanlarına gidip merhaba diyorsunuz. Sorun şu ki, gerçekten oturmanızı isteyip istemediklerinden emin olamıyorsunuz. Bunu anlamanın bir yolu var mı? Evet, var. Ayak ve gövde hareketlerine dikkat edin. Gövdeleriyle birlikte ayaklarını hareket ettirerek sizi kabul ediyorlarsa, o zaman bu davranışlarından içten oldukları sonucunu çıkarabilirsiniz. Fakat ayaklarında herhangi bir hareket yoksa ve bunun yerine yalnızca kalçaları üzerinden size doğru dönerek merhaba demişlerse, yalnız kalmayı tercih ettiklerini anlayabilirsiniz.
Sayfa 86·Kitabı okudu