Uyuyan bir adamı uyandırmak kolaydır, ama uyuma numarası yapan bir adam çok zor uyandırılır. Bu deyişe bir de şunu ekleyelim: Derdi olmayan insanlar ise hiç uyandırılamazlar; çünkü onlar zaten ölüdürler; ama defnedilebilirler. Tembellere gelince; tembel, defnedilemeyen bir ölüdür.
Rüya görmeyen tabir edemez; düş görmeyen, düşünemeyen yorumlayamaz. Kızılderelilerin dediği gibi: "Ne zaman ki kendi dertlerimizle ilgili düş görmeyi unuttuk, işte o zaman, beyaz adam karşısında yenilmeyi hak ettik." Bizim için de aynısı geçerli değil midir?
Kendini medeni hissetmek için herkesi barbar görmek, medeniyet kurma imkânı vermez. Düşmana karşı elbette tedbir alınır, amansızca mücadele edilir. Ama olmayan bir düşman üzerinden üretilen korkular, sadece kimlik krizine götürür.