Resul-i Ekrem (s.a.v) de: "Müjde o kimseye ki, sözünün fazlasını tutmuş ve malının fazlasını infak etmiştir" buyurmuştur. Halbuki insanlar tamamen bunun aksini yapmakta; mallarının fazlasını tutup dillerini alabildiğine salıvermektedirler.
Aslında her şey, gerçekte o kadar zengin olmadıkları halde zenginlere benzemek isteyen, bu yüzden de ancak birbirlerine benzeyebilen insanlarınki gibiydi.
Bu ölüm, geride kalanlarda bir yandan memuriyetle ilgili olası yükselme, yer değiştirme hesaplarına yol açarken, bir yandan da ölenin yakın bir dost olduğu durumlarda hemen hep olduğu gibi "ölen ben değilim, o" duygusundan kaynaklanan bir sevinç de yaratmıştı
Çünkü onlar Allah'ın nimetlerinden istifade ederek rahat bir şekilde yaşarlarken O'na şükretmek yerine başka varlıklara ilahî nitelik verir, onlara tapınırlar, ancak başları sıkışıp zor duruma düştüklerinde gerisin geri döner ve Allah'tan başka ilah olmadığını kabul ederler. İşte onlar bu nankörlükleri nedeniyle hem dünyada hem de âhirette hüsrana uğrayacaklardır.