İçinde neredeyse çırılçıplak yüzecek kadar güvendiğin şeylerin, hatta bilhassa onların, ne büyük hayal kırıklıkları yaratabileceğini biliyorum. Üstüne bulaşanı atmak için günlerce, aylarca, yıllarca uğraşman gerektiğini; olmayınca kirlenen yerleri kesip attığını; boş kalan yerlerin hiç beklemediğin anlarda, mesela bir akşamüstü ezan sesi duyduğunda ya da sabahın ilk saatlerinde pencereden bileğine vuran ışığı izlerken, üşüyüp titrediğini biliyorum.
Her yerin böyle tozlu, kapalı, tanıdık ve güvenli olmasını istiyorum. Dışarıdaki her şeyin sürekli değişmesi, hiçbir şeyin başta göründüğü gibi kalmaması canımı sıkıyor. Bu sürekli hareket ve bilinmezlik öyle kafa karıştırıcı ki… Ardı arkası kesilmeyen bir tahmin etme ve yeniden tahmin etme oyunu.