müzeyyen

- Sözünü ettiğiniz şu "küçük yaratık " yani kadın, böyle bir olanağa sahip değildi herhalde. - Görünüşe aldanmayın! Roma dünyasının gayet maço olduğuna hiç kuşku yok. Örneğin, kadınlar politikaya giremez­di. Ama Yunan dünyasında olduğundan daha özgürlerdi; Yu­nanlılarda kadın, yanında hizmetçisi olmadan sokağa çıkamaz, sorumsuz bir çocuk muamelesi görürdü. Roma'da ise, canı çe­kince boşanabilirdi! Hatta bazen kocanın, hala evli mi yok­sa boşanmış mı olduğunu anlayamadığı olurdu.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
- Özetle, Cro-Magnon insanları bizim gibi davranıyor ve seviyorlardı. - Cro-Magnon'lar konuşuyorlardı, beyinleri bizimki­nin aynıydı, tıpkı bizim gibi rüya görüyorlardı, aynı duygu­larla, heyecanlarla doluydular; onlar da arzuyu, kıskançlığı, merhameti ve tutkunun değişkenliğini tanıyorlardı kesin. Hatta bu ilk aşkların bizimkinden çok daha yoğun, çok da­ha gerçek olduğunu bile düşünebiliriz, çünkü bütün sıradan işlerden, toplumsal kurallardan ve belli kıstaslara uyma zo­runluluğundan uzaktılar.
Ama Homo sapiens daha kibardı, öyle değil mi? - Ölülerine ilk özen gösteren oydu, bu da benzerlerine bağlılık duyduğunu inkar edilemez bir biçimde ortaya koyuyor. Benim inancım, aşk denen duygunun, ölülere önem verilme­ siyle, estetik, süsleme duygusuyla' el ele gittiği yönünde. İnsa­na özgü niteliklerdir bunlar; Afrika'da ve Yakındoğu'da an­cak günümüzden 100000, Avrupa'da yaklaşık 35000 yıl ön­ce, Cro-Magnon insanı tarafından geliştirilmişlerdir.
Bir varlığı bir baş­kasının niteliklerini değerlendirmeye, kendine bir eş seçme­ye, onunla zaman geçirmeye karar vermeye iten, gerçekten derin bir duyguya rastlamak için, beynin gelişmesini bekle­mek zorundayız, dolayısıyla Homo sapiens'i, yani modern insanı.
Tüm bu hayvanlarda ortak tek şey vardı: küçük boy ve uçma yeteneği. Evrim savaşını belli ki uçabilenler kazanmaktadır.