kafalarımızı bir yerlerde saklamaktan ne kadar hoşlandığımızı; ruhumuzu, sırf ondan bir an önce kurtulalım diye, devlete, para kazanmaya, sosyal yaşama ya da bilginliğe satmakta ne kadar acele ettiğimizi; günlük işlerimizde bile, durmamak ve düşünmemek bize daha gerekli göründüğü için, yaşamı idame ettirmek için gerekli olandan çok daha ateşli biçimde ve düşüncesizce köleleştiğimizi hepimiz biliriz
Reddedilmesi mümkün olan her türlü varoluş reddedilmeyi hakkediyordur ve dürüst olmak, reddedilmesi mümkün olmayan, kendi başına doğru ve yalandan uzak olan bir varoluşa inanmak anlamına gelir.
zerdüşt'ü hasta eden tam da döngü fikridir: herşeyin geri geldiği ve her şeyin aynıya geri geldiği fikri. çünkü bu haliyle bengi dönüş bir varsayımdan başka bir şey değildir; hem bayağı hem korkunç bir varsayım.
gönüllü dilenci: O, bilgiden bile vazgeçer. Artık insanca mutluluktan başka bir şeye inanmaz ve mutluluğu yeryüzünde arar. Oysa insanca mutluluk, ne kadar sade olursa olsun, vicdan azabı ve hınç tarafından harekete geçirilen ayaktakımında bile bulunmamaktadır. insanca mutluluk yalnızca ineklerde bulunur.