Genellikle ilke diye bir şey yoktur, şimdiye kadar bunu anlayamamışsın! Sadece duygular vardır. Her şey onlara bağlıdır.”
“Nasıl yani?”
“Basbayağı. Örneğin, ben; ben duygularımın etkisiyle olumsuz bir doğrultu izliyorum. Her şeyi inkâr etmek hoşuma gidiyor, beynim o şekilde yaratılmış. Hepsi bu işte! Kimya neden hoşuma gidiyor? Sen neden elma seviyorsun? O da duygularının etkisiyle. Bunların hepsi bir. İnsanlar hiçbir zaman daha derine inemezler. Bunu sana herkes söylemez, ben de bunu sana bir daha söylemem.”
Bugünkü gençler kendini nasıl ifade etmeliymiş gör! Hem düşün, sizin arkanızdan nasıl gitmesinler! Eskiden gençlerin okuması gerekirdi; adları cahile çıksın istemezlerdi, ister istemez çalışırlardı. Oysa şimdi dünyadaki her şey saçmadır demeleri yeterli, bir anda başarıya ulaşıyorlar. Gençler sevinmişlerdir buna. Aslında eskiden sadece budalaydılar, şimdi ise birdenbire nihilist oluverdiler.”
“Daha sonra ise anladık ki, gevezelik etmek, hep
yaralarımızdan söz edip durmak bir işe yaramıyor, sadece bayağılığa ve doktrinciliğe neden oluyor; gördük ki, bilgiçlerimiz, öncü ve gerçekçi diye adlandırılan aklıevvellerimiz de hiçbir işe yaramıyorlar, boş işlerle uğraşıyoruz, sanattan, bilinçsiz yapıtlardan, parlamentarizmden, avukatlıktan ve daha bilmem nelerden söz ediyoruz. Oysa bu sırada bizim asıl meselemiz bir lokma ekmekti, kaba kör inançlar bizi boğmaktaydı, bütün anonim şirketlerimiz yeterince namuslu insan bulunmadığı için batıyordu, köylümüzün sırf meyhanede kafayı çekip sarhoş olmak için kendi malını bile çalmaya seve seve hazır olması yüzünden hükümetin üzerinde uğraşıp durduğu özgürlüğün bize bir hayrının olup olmayacağı bile tartışmalıydı.”