Her birimiz etrafımızı kuşatan, irademizden bağımsız gelişen koşullara esiriz.Nasıl ki güneşli bir gün bizi ara sokaktaki kahvenin birinden alıp yeşil kırlara, geniş düzlüklere doğru çekerken, kapalı basık bir hava kendi içimize kapatıp öz benliğimizi kendimize sığınak ettiriyorsa, ya da biz henüz gündelik işlerin ortasındayken ansızın çökerek dalga dalga büyüyen akşam karanlığı saati henüz gelmediği halde bize dinlenmemiz gerektiğini düşündürüyorsa, işte öyle.
Dosta en büyük ihtiyacı olan çirkinlerdir. Onlar bu mahrumiyetlerini bildiklerinden çirkinliklerini gizlemek için ekseriya hünerler, faziletler edinmeye uğraşırlar. İşte ben bu çirkinlerden biriyim...