“İnanç insanı kavga edecek birine dönüştürmemeli. Sevgi
yaymayan bir kaynak Tanrıdan geliyor olamaz. Nefret yeryüzüne bu kadar
yayılmışken neden ısrarla insanlar birbirlerini üzüyor bilmiyorum
“Çünkü özlemek bazen buzdan bir
denize düşmek kadar serttir. Bazen çöl sıcağında bir yudum suya hasret
kalmak gibidir. Lüzumsuz kalabalıkların içinde o en lazım kişiyi aramaktır,
yalnızken tek bir yüze hasret kalmaktır.
İnsan koşullanmalarla yaşar. Yani çevre tarafından koşullandırılmışım
Ailemiz bize kim olduğumuzu söyler, çevremiz bize kim olmamız gerekiyorsa
öyle davranır, eğitim hayatımızda olmamız gereken kişiye dönüştürülmek için
eğitiliriz. Aslında sadece bunlar değil dini düşüncelerimiz, kurduğumuz
hayaller bile toplumun istediği şekildedir.
Yani kısacası insana ‘Sen kimsin?’ dendiğinde vereceği cevaplar kendisini
değil koşullandırılmış kimliğini gösterir.