"Bir Sokak,Binbir Hatıra"
10/10
·344 syf.··
2026 15. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:28
Lale Sokak No: 1 yalnızca bir sokağın hikayesini değil geçmişin sıcaklığını, komşuluk ilişkilerini ve unutulmaya yüz tutmuş anıları da sayfalarına taşıyan sıcacık bir kitap.Geçmiş ile bugün arasında gidip gelen hikaye aile bağlarını,dostlukları,özlemleri ve zamanın insan hayatında bıraktığı izleri etkileyici bir şekilde anlatıyor. Sade ve akıcı dili sayesinde karakterlerle kolayca bağ kuruyor, onların sevinçlerini,kırgınlıklarını ve umutlarını yüreğinizde hissediyorsunuz. 90'lı yıllarda büyümüş biri olarak, bu kitap bende birçok anıyı yeniden canlandırdı kimi zaman yüzümde bir tebessüm bıraktı,kimi zaman da derin duygulara sürükledi. Sıcacık atmosferi ve samimi anlatımıyla,uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve keyifle okuduğum güzel bir kitap oldu.
1000Kitap
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202632 okunma
Yazım değil klavyem bozuk.
Puan vermedi·%80 (402/501 syf.)··
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 08:14
Bence Zweig, "Dünün Dünyası" sancısını çektiği için, güvenli, medeni ve kendine hak gördüğü bir dünyanın yok oluşunu bizzat tecrübe ettiği için, Filistin'de nesillerdir devam eden bu yıkımı modern barbarlığın bir kanıtı sayardı. Biliyorum dan diye girdim ama bu budur. Zweig öldüğünde Filistin halkı zaten acı çekiyordu. Ancak Zweig bu acıyı örgütlü bir Yahudi devletinin zulmü olarak değil, İngiliz sömürgeciliğinin ve Nazi zulmünden kaçan çaresiz mültecilerin yarattığı trajik bir bölgesel çatışma olarak gördü, bence. Ve oraya sışınan yahudiler ile zaten orada olan azınlığın arasındaki farkı da bilirdi. Eğer 1948 sonrasını ve bugünkü iğrenç askeri işgali görebilseydi, Theodor Herzl'in o "saf rüyasının" nasıl bir kanlı pisliğe dönüştüğünü fark edip çok daha büyük bir yıkım yaşayacaktı. 1 2 yıl erken intihar edebilirdi belki. Şu adama temasını okuduğum yerde kitanı bırakabilirdim. Yine Zweig, bir mektubunda Filistin'de bir Yahudi yaşamı kurma çabalarını eleştirerek genel olarak gençlere "Filistin'e gitmek yerine diller öğrenmesini ve küresel bir serbest ruh olarak kalmasını" tavsiye etmiştir. Zweig, Yahudilerin o topraklara gidip yerleşmesini yapay ve zorlama bir milliyetçilik projesi olarak gördüğünü anlıyorum. Zweig, Siyonizm'in Filistin'de bir devlet kurma fikrine karşı çıkarken en büyük savunusu dayanağı argumanı da barış barış barıştı. O dönem Filistin'e yapılan zorunlu göçlerin, ki bana göre bu sığınmadır ve toprak satın alımlarının ki bu konu da fikrim de çoğunluğa uymuyor, yerel Arap nüfusla bir çatışma ve şiddet doğuracağını biliyordu. Doğurdu da. İntihar ettiği için birinci nakba felaketini göremedi. Ama evet felaket yaşandı. Zweig, Yahudiliğin tarih boyunca orduya, silaha ve sınırlara ihtiyaç duymadan hayatta kalmasını bir gurur kaynağı olarak görüyordu zaten
Edebiyat
Dünün DünyasıStefan Zweig · Can Yayınları · 20242,681 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rezalet Bir Çeviri
Puan vermedi
Kitabın çevirisi aşırı özensiz, kötü ve hatta hatalı. Ayrıca metinde çok ciddi bir eksiltme de var; yaklaşık %30 - %40 arası bir kırpma söz konusu. Çevirmen berbat bir iş çıkarmış. Bunu herhangi bir yapay zekaya - hatta Google Çeviriye bile çevirtip okumaya kalksak daha iyi sonuç alırız. Çeviriden birkaç örnek vermek istiyorum. 1-) Orijinal kitaptan bir cümle: "The garden was overgrown, full of red-flowering oleanders and with Asiatic pines round a ruined fountain." Türkçe çevirisi: "Sütunlarla dolu bahçe ise oldukça bakımlı görünüyordu. Harap olmuş bir çeşmenin etrafı çeşitli çiçeklerle doluydu." Burada "overgrown" derken = yani bahçedeki otlar büyümüş, yabani otlar sarmış, BAKIMSIZ kalmış diyor. Bunu "Bakımlı" olarak çevirmek için gerçekten kötü ve yanlış çevirmeye çaba harcamış olmak lazım. 2-) Orijinal dilde bir betimleme: "...with moving wrinkles under them as though the whole lower part of his face were on a hinge." Yani karakter konuşurken yüzünün alt kısmının / çenesinin, bir menteşeye bağlıymış gibi hareket ettiğini söylüyor. Bu zihinde kolayca canlanabilen çok güzel bir görsel betimleme. Ama Türkçe çevirisi: "Zeki gözlerinin altında kırışıklıklar görülüyordu." 3-) Kırpılmış paragraflardan bir örnek: "The Street of Tombs lies outside the walls of Pompeii. It leads from the Herculaneum Gate, descending a shallow hill like a broad trough of paving-blocks between a footway on either side. Cypresses stand up over it, and make this street of the dead seem alive. Here are the burial-vaults of the patricians, the squat altars hardly yet blackened to ruin. When this man heard his own footsteps there, he felt merely that he had got into a neglected suburb. The hot, hard light shone on paving-stones worn to ruts by cartwheels; on grass sprouting in cracks, and
Yeşil KapsülCarter Dickson · Akba Yayınevi · 19766 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 23:16
Selamlar, Nasıl bir girizgah yapmalı bilemedim. Sevgili yazarımızın kalemine, emeğine, yüreğine sağlık öncelikle. Satır aralarında hissedilen bir samimiyeti var. Eğer kalbinizin bir yanı hâlâ geçmiş yıllarda, Mazinizde atıyorsa, adımlarınız gençliğinizin, çocukluğunuzun geçtiği sokaklarda yürüyor gibiyse bir nevi, Mahalle kültürünün yaşandığı o günlere olan özleminiz ilk gün gibi diriyse hala yüreğinizde, bir nebze de olsa özleminizi dindirecek bir kitap. Okurken Ah çektim, kahkaha attım, hayretime engel olamadım... Adnan amca yakın bir ahbabımdı sanki, araba alışına sevindim, Sevgi bakkala olan vefasına imrendim, Gülizar teyze'nin pastalarından ben de yedim. Önlüklü Makbule teyzenin telefonundan bana da haberler geldi. En acı haberleri de, en tatlı haberleri de Makbule teyzenin telefonundan işittim. Asuman'ın yeşil gözlerinden akan yaşları elimle silmek istedim...Halil gibi ben de unutmak istedim bir yerden sonra... Burçin'in bütün hevesleri için sil baştan yapmak istedim bazı şeyleri... Yasin bizim de kapımızı çaldı, akşam çaya beklediklerini söyledi...Derya'yla, Serkan'la, Şakir'le ben de yürüdüm okul yolllarını, Ela gibi ben de sabahları ekmek almaya çıktım bir koşu... Lale sokakta ben de adımladım, kabul eder misiniz bilmem ama ben de Lale sokağın bir kızı oldum, mahallenizin kızı yani... Derya ile Serkan'ı sevdim en çok. Onların hissedipte dile dökemediği her ne varsa benim içimde büyüdü sanki... Canım Derya, Canım Serkan, Ah Serkan... Doksanlı yıllarda adımlamak gibi bir seçeneğim olmadı, o sokaklarda adımlayamadım, aniden komşuna gidip Sakınmadan içini dökebilmenin samimiyetini bilemedim, Misafir davet ederken evin küçüğü ile haber gönderilmesi ne demek görmedim hiç... Bu neslin genci oldum, hepimizin 'ben' dediği, aynı Binalarda yaşayıpta, komşusunun
Doksanlar
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202632 okunma
9/10
·344 syf.··
2026 33. kitabı
İnsanın, zamanın kıymetini bildiği dönemler vardı. Şimdilerde 90’ lar diyoruz o dönemlere. Sabah erkenden kalkıp önce gülümseyerek başlayan bir gün ve devamında mahalledeki herkese verilen selam eşliğinde işe gidilmesi , dönüşte eve lazım olunan şeylerin alınıp yine aynı sakin halle eve dönülmesi.. Babalar işteyken çocukların okul sonrası mahalle arkadaşlarıyla oynadığı oyunlar , genel olarak çocukların kendi elleriyle yaptıkları ve bu yüzden kıymeti daha büyük olan oyuncaklar.. Bir tebessüm ile başlayan tatlı arkadaşlıklar.. Yan yana yürümenin bile ayıp olduğu, yanağa konan küçük bir öpücükle başlayan ve evlilikle sonlanan gerçek aşklar.. Evde bütün aile bireyleriyle oturulan sofralar ve sohbet eşliğinde geçen akşamlar.. Hepimiz şimdilerde aynı cümleyi kuruyoruz; eskiden şöyle yapardık, böyle mutluyduk.. Evet gerçekten öyleydi.. • Bu kitap elimizden tutup bizi özlediğimiz o güzel mahalle hayatında gezintiye çıkarıyor. Elinde olan azıcık şeyle bile mutlu olan ailelerin, sevginin gerçek halinin ve utangaç gençlerin arasında dolaştırıyor. Bizim şimdilerde bir günde tükettiğimiz mutluluğun, aslında uzun ve yavaş yavaş yaşanması gerektiğini tekrar hatırlatıyor. Temiz kalplerin gerçek sevgilerini, beklemenin kıymetini, sahip olmanın ve yine yavaşça tüketmenin verdiği mutluluğu hatırlatıyor. Bir mektubun, sabit telefonla gelen güzel bir haberin ve sokaklarda özgürce oyun oynayabilmenin aslında ne büyük bir nimet olduğunu hatırlatıyor.. • Bu satırları okurken bir 90’lar çocuğu olarak içim titredi. Hem hatırlamanın ve o dönemleri yaşamış olmanın güzelliğinden hem de artık hiçbirini yaşayamıyor olmanın hüznünden.. Okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.. • Yazarımıza buradan teşekkür etmek isterim; beni tekrar bir kahvenin gerçekten kırk yıl hatırının olduğu zamanlara
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202632 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 10:08
LALE SOKAK NO:1 - PINAR PARS Pınar Pars kalemiyle bu kitapta tanıştım ve kitabı okumadan önce beklentimin düşük olduğunu fakat kitaba başladıktan sonra ne kadar yanıldığımı, harika bir üslup ve çok güzel bir konu okuduğumu anladım. Bu kadar beğeneceğini düşünmüyordum gerçekten yani, bunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu kitabı bu kadar beğenmemin sebebi belki de beni geçmişe götürmesi, o günleri tüm sıcaklığıyla tekrardan yaşamamı sağlaması hayalimde bile olsa, şu zamanın kötülüğünden bir nebze olsun uzaklaşarak insana dair umudumu ortaya çıkarması olabilir. Tam anlamıyla sıcacık bir hikâyeydi. Sıcacık. Okurken hani içiniz ısınır, yüzünüzde bir gülümseme oluşur ya, öyle bir hikâyeydi. Lale Sokak No:1’de oturan aile ana karakterlerimizdi ama Lale Sokak’ın bütün sakinleri vardı kitabımızda. Her bir insanın hikayesini anlatıyor kitabımız. No: 1’in annesi Gülizar, kızı Derya, oğlu İsmet benim en sevdiğim karakterler oldu. Özellikle Gülizar’ın herkesin derdine koşması, elinden hiçbir şey gelmese bile komşularının üzüntüsüyle üzülüp mutluluğuyla mutlu olması gözlerimi doldurdu, belki de şimdilerde böyle insanlar göremediğimiz için etrafımızda bu kadar dokundu bana Gülizar… Eskiden bencil değildik biz… Önce başkasını düşünürdük… Evimizde bir yemek pişse bile kendimiz yemeden önce başkasına götürürdük. Kapımızı kitleme ihtiyacı duymazdık, herkese güvenimiz vardı. Çocuklar sokakta özgürce istediği saate kadar oynardı, ama tabi akşam ezanı okununca içeri girmek şartıyla. Korkmazdık yani, güven vardı insanların arasında. Aynı Lale Sokak’ta olduğu gibi. Ne oldu bize şimdi böyle? Teknoloji bu kadar geliştiği için mi birbirimizden uzaklaştık? Suçu teknolojiye atmak da doğru mu bilmiyorum. Bence biz değiştik. Eskisi gibi değiliz artık. İşte bu kitap eskiye öyle bir özlem duymanızı,
Lale SokakPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202632 okunma