sert gerçekçi sinir bozucu filmler .. “rahatsız etmek için değil, insanın içini kemirmek için sert olan” filmler başka bir kategori gerçekten. çünkü bazı filmler şok eder geçer; bazıları ise bittikten sonra günlerce kafanın içinde dönmeye devam eder. o damar için birkaç ağır film: — come and see savaş filmi değil, savaş travmasının direkt sinir sistemine yüklenmiş hali. belarus'ta nazi katliamlarını bir çocuğun gözünden anlatıyor. film ilerledikçe ana karakterin yüzünün fiziksel olarak yaşlanması bile insanın içine oturuyor. “insan medeniyeti aslında ne kadar ince bir kabuk?” sorusunu bırakıyor. — threads nükleer savaş sonrası dünyanın nasıl çökeceğini aşırı gerçekçi anlatıyor. korku filmi değil ama izleyince hayat enerjisi emiliyor. en sert tarafı şu: hollywood dramatizasyonu yok, tamamen bürokratik ve sıradan insanların gözünden çöküş. — irreversible gaspar noé filmi. evet aşırı sert ama olayı sadece şok değil. zamanın geri sararak anlatılması yüzünden “geri alınamayan bir anın bütün hayatı yok etmesi” hissini yaşatıyor. insanın içine çivi gibi giren bir nihilizm var. — funny games michael haneke direkt seyirciye sinir oluyor gibi film çekmiş. şiddeti eğlenceye dönüştüren izleyici kültürünü tokatlıyor. “neden bunu izlemek istiyorsun?” diye sana saldırıyor resmen. — prisoners modern çağın ahlak testi gibi. çocuğun kaybolması sonrası “iyi insan” maskesinin ne kadar hızlı düştüğünü gösteriyor. hugh jackman'ın çaresizlik performansı çok ağır. — requiem for a dream uyuşturucu filmi diye geçiyor ama aslında “amerikan rüyası bağımlılığı” filmi. herkes bir şeye bağımlı: televizyona, sevgiye, başarıya, maddeye. finali resmen ruh ezici. — the hunt toplum linci üzerine en korkunç filmlerden biri. tek bir suçlama ile bir insanın sosyal olarak nasıl yok edildiğini
Film tavsiyeleri / 55655445555666778
`90'lar suç- gerilim` (`neo/noir`) `tarzı filmler` `aksiyon` / `neon ışıklar` /`yağmur`/`çöl atmosferi` `moteller` / `barlar`/ `para çantası` / `kader hissi ` `yanlış kimlik` / `kiralık katil` / `femme fatale` `casino`'`suç`/ `şiddet`/`köy` / `aşırılık`/`kan` `herkesin birbirini kandırması`/ `eğlenceli 90's` 1.` blood simple` / kansız `coen kardeşlerin` ilk filmi olan yapımda; bir bar sahibi, karısını ve sevgilisini öldürtmek ister ama plan herkesin birbirini yanlış anlamasıyla kana bulanır. texas sıcağı, neon ışıkları ve boş otoyollar arasında ilerleyen film; düşük bütçeli ama yoğun bir neo-noir kabusuna dönüşür. appraf.com/title/movie/kansiz 2. `one false move` los angeles'ta işlenen vahşi bir cinayetin izini süren suçlular, küçük bir güney kasabasına doğru kaçarken; yerel şerif kendini kaldıramayacağı kadar büyük bir olayın içinde bulur. `billy bob thornton`'ın senaryosu; taşra sıkışmışlığını ve yaklaşan felaketi ağır ağır hissettirir. appraf.com/title/movie/one... 3. `the last seduction` / son tahrik linda fiorentino'nun oynadığı femme fatale karakter; kocasını dolandırıp küçük bir kasabaya kaçar ve orada yeni bir adamı manipüle etmeye başlar. erotizm, ihanet ve kara mizah arasında ilerleyen film; `90'lar` neo-noir sinemasının en sert karakterlerinden birini yaratır. appraf.com/title/movie/-zgsd 4. `kill me again` insan iki kere ölür borç içindeki eski bir dedektif, mafyadan kaçan gizemli bir kadının ölümünü sahte göstermesi için tutulur. `val kilmer` ve joanne whalley'nin başrolde olduğu film; motel odaları, çöl yolları ve sürekli değişen kimlikler üzerinden klasik noir hissini modernleştirir. appraf.com/title/movie/-2r2t 5. `after dark, my sweet` karanlık basınca güzelim eski bir boksör, zihinsel sorunları
Reklam
#mockingbird
Yeah I know sometimes Things may not always make sense to you right now But hey What daddy always tell you? Straighten up little soldier Stiffen up that upper lip What you cryin' about? You got me Hailie, I know you miss your mom and I know you miss your dad When I'm gone, but I'm tryna give you the life that I never had I can see you're sad, even when you smile, even when you laugh I can see it in your eyes, deep inside you want to cry 'Cause you're scared, I ain't there? Daddy's with you in your prayers No more cryin', wipe them tears Daddy's here, no more nightmares We gon' pull together through it, we gon' do it Lainie, uncle's crazy, ain't he? Yeah, but he loves you, girl, and you better know it We're all we got in this world When it spins, when it swirls When it whirls, when it twirls Two little beautiful girls Lookin' puzzled, in a daze I know it's confusin' you Daddy's always on the move, mama's always on the news I try to keep you sheltered from it but somehow it seems The harder that I try to do that, the more it backfires on me All the things growin' up as daddy that he had to see
KİTAP TANITIMI-DERGİ TANITIMI-İMZA GÜNÜ VE HIDIRELLEZ ŞENLİĞİ...
FEYYAZ SAĞLAM VE LALELER LALELER LALELER İSİMLİ KİTABI... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 17-26 Nisan 2026 tarihleri arasında İzmir 7.Kitap Fuarı'nı ziyaret etmiştim, uğradığım standlardan birisi de ''KIBATEK STANDI'' idi. Kıbatek'te ki yazar ve şairlerle konuşurken Kıbatek Derneği Onursal Başkanı Feyyaz Sağlam elime ''Laleler Laleler Laleler'' adını taşıyan 80 sayfalık bir kitap tutuşturdu, ofset kapaklı. İç sayfaları 1.hamur kağıt olan, 14*20 ebatlı bir kitap. Bu kitap bir derleme kitabı, Azerbaycan'lı Prof. Dr. Elçin İsgenderzade'ye armağan edilmiş. Ben, Elçin İskenderzade'yi yıllar önce ''Göller Bölgesi Şairler Şöleni'' için gittiğim Isparta'da tanımıştım. Oraya Başbakanlık Basın Müşaviri Prof. Dr. İsa Kayacan'la birlikte gelmişlerdi. Kayacan tanıştırdı, birlikte fotoğraf çekildik. Daha sonraları bir kaç şiir şöleninde daha karşılaştık, Azerbaycan'ı Türkiye'de tanıtmaya çalışıyordu. Bir çok vilayetimize ve ilçemize gelip gittiğini de biliyorum. Hep, Kayacan'la seyahat ediyorlardı. Bu seyahatlerinden birisinde Feyyaz Sağlam'la tanışmışlar, KIBATEK Türk Dünyası Ülkeleri ve Edebiyatları ile yakından ilgilendiği için dostluk ilerlemiş. İskenderzade'nin Azerbaycan'ın edebiyat dünyası ile güçlü bağları vardı, oraya yazar ve şairleri davet ediyor. Şiir şölenleri vb. gibi etkinlikler düzenliyordu, bazı yazar ve şairlerin Azerbaycan'da kitaplarının yayınlanmasında yardımcı olduğunu da biliyorum. Uzatmayalım, bu değerli kişi vefat edince bu kitap ona adanmış. Bu kitaba Kıbatek Derneği Genel Başkanı Dr. Mevlüt Kaplan önsöz yazmış, Kaplan'la 50-60 yıllık dostluğumuz var. Kendisi, öğretmenlikten emekli olduktan sonra İzmir'de ''Kaplan Yayınları''nı kurmuştu. Peki bu kitabın içinde neler var ? Genellikle Kıbatek'e üye olanların kısa hayat hikayeleri ile Azerbaycan üzerine
guy ritchie'nin yönetmenlik tarzı: sinematografik bir analiz.. guy ritchie kamera arkasına geçtiği ilk andan itibaren bir matematikçi gibi yönetir: kaosun içinden düzen çıkarır, hızı yavaşlıkla kırar, repliği bıçak gibi saplar. tarzı “british tarantino” etiketiyle başlar ama o etiket yetmez; o kendi gangster matematiğini kurar. lock, stock'tan fountain of youth'a kadar her karede aynı imza: hazırlıklı olan hayatta kalır, geri kalan kurguda öğütülür. kurgu ve zaman manipülasyonu – fast & slow framework ritchie'nin en büyük silahı edit. “fast & slow” denen o sistem: hız rampaları, freeze frame, slow-motion, paralel kurgu, üst üste bindirme. aksiyon patlamadan önce zamanı durdurur, izleyiciye “düşün” der. sherlock holmes'ta dövüş başlamadan zihinsel simülasyonlar, snatch'te brick top'un domuz monoloğu sırasında kesmeler… her şey tempoyu kontrol eder. erken filmlerde hiper-kinetik, hızlı kesmelerle londra sokaklarını müzik videosu gibi ezer; sonra wrath of man'da parçalı zaman akışıyla intikamı soğutur. fountain of youth'ta (2025) bu imzayı biraz frenliyor: whip-pan'ler, focus shift'ler var ama o eski kaos matematiği arka planda kalıyor – apple'ın “hafif macera” baskısı yüzünden olsa gerek. sinematografi ve görsel dil kamera asla statik durmaz. el kamerası, yüksek shutter speed, hareketli kadraj… dövüşler müzik videosu gibi akar. sherlock'ta slow-mo yumruklar, rocknrolla'da arsa savaşları geniş açılarla londra'yı karakter yapar. renk paleti genellikle soğuk, gri-mavi londra tonları; ama aladdin'de renk patlaması, the gentlemen'da yeşil ev ve altın tonlarıyla lüksü zehir gibi gösterir. işık hep kontrastlı: gölgeler derin, yüzler sert aydınlatılır. ed wild'ın fountain of youth'taki geniş formatı bile ritchie'ye özgü: lüks mekanlar, hızlı scooter kovalamacaları, ama bazı
Situation of the Southern Front
The White Generals Wrangel, in the field, could gauge the strength of the enemy and the morale of his men. He knew that the front line must be reduced to the minimum possible length, and that the only counter-attacks of any value were those made on the basis of a unified plan. In Wrangel's view the only possible course of action was a retreat into the Crimea and the Caucasus, followed by total reorganisation. But Denikin insisted that the Whites must not abandon the Don territories; if they were going to retreat, let them at least attempt to defend the Don, even if the attempt was doomed from the beginning. When Wrangel presented his report on the state of the front and outlined his strategic plans, Denikin made no effort to dis-guise his dismay. It became quite obvious to Wrangel that the Commander-in-Chief had entirely lost touch with the situation.
Tarih
Reklam
Reklam