Kitabı okurken betimlemelere bol bol doyacaksınız. İnanılmaz bir betimleme zekası var yazarın. Yani cümleleri tane tane okuyup bu nasıl bir betimlemedir yahu dediğim çok oldu. Olay örgüsüne gelecek olursam çok hoşuma gittiğini söyleyemeceğim. Charles'ın aptallığına ayrı, Emma'nın her şeyin en iyisini ben bilirim modundaki budalalığına ayrı sinir oldum. Emma'nın sürekli haz arayışı ama bir türlü bulamayışı, her şeyden sıkılması, sırf mutluluk için aşırlıklara kaçması, bir kitap karakteri gibi macera dolu bir hayat yaşama hırsı onu en sonunda kendi yıkımına sürüklüyor. Rodolphe, Leon'un zihniyetlerine değinmek bile istemiyorum. Gustave Falubert nasıl yazıyormuş bir bakayım diyip okuyabilirsiniz. Bovarizm akımının çıkış noktası bu kitapmış. Daha iyi incelemeleri mevcut onları da okuyup kararınızı vermeniz daha sağlıklı olur ama benim için önereceğim kitaplar serisine giremedi maalesef.