Galibinin de mağlubunun da biz olmadığını bildiğimiz bu hesaplar dünyasının faturasını ödemek bize (mi?) kalmıştı.
Neydi Diyarbakırlılığı potansiyel suçluluk kimliğine indirgeyen?
Kafamda kırk tilki var. Bunlardan:
5'i durmadan kendilerini bıçaklayan şair tilkiler;
5'i yaşamlarını şiirle ve şairle alay etmeye adamış, dizelerle konuşan tilkiler;
1'i topal bir toplum tilkisi (o, cennetliktir);
1’i nihilist bir tilki;
1'i ahlakçı, ama artık bunamış, ne dediği belli olmayan, en terbiyesiz tilki (diğerlerinin yaptıklarını o söyler);
1i saf görünen, ama göründüğünden de saf bir tilki;
2'si karşıt görüşlü filozof tilkiler (tutarsızlığımın nedeni);
1'i hiç ortalıkta görünmeyen, çok korkak bir tilki;
1'i "Yokluk hakkımdır - en doğal hakkım; yaşamdan
iptalimi istiyorum," diye bağıran tilki;
5'i yazar tilkiler;
5'i bir tanesinin büyük harfleri okumayı sökebildiği, yazar tilkilerin müridi tilkiler;
2'si eleştirmen tilkiler;
1'i durmadan gülen tilki;
1'i parlak fikirleri olan camgöz tilki:
8'i boş inançlar ile zavallı umutları incelik, duyarlık yerine koyan; herkesin akıl edip de söylemeye utandığı şeyleri zekâ, can sıkıntısını derin duygu, sarhoşluğu çılgınlık sayan; değer biçmeye ve biçtirmeye bir türlü son veremeyen; kabuksuz, kılıfsız, kendilerine ölü bir salyangozun kabuğunu yuva edinemeyen; birlikte dolaşan ama birbirlerine dönüp bakmaya ürken; ne durmayı ne hareket etmeyi bilen çaresiz tilkiler (saf tilkinin en sevdikleri).