Bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır. Ama fesat ya da sadece kayıtsız kadınlara, bizi üzen zalim dostlara daha da çok minnet duyalım. Onlar şimdi tanınmaz enkazlarla kaplı kalbimizi kasıp kavurmuş, ağaçların gövdelerini kökleyip narin dallarını parçalamış, ama tahripkar bir rüzgar misali, aynı zamanda hasadı belirsiz iyi tohumlar da ekmişlerdir.
Zaten hayatta birçok kez birini sevmeye başladığımızda, o sırada onun haricindeki bütün kadınlara karşı ne kadar kayıtsızsak, zamanı geldiğinde düşüncesi bize hayat veren kadına da o kadar kayıtsız kalacağımızı tecrübemiz ve sağgörümüz sayesinde - aşkının ebedi olduğu duygusuyla, daha doğrusu yanılgısıyla dolu olan kalbimizin itirazlarına rağmen- biliriz...
Müziğin ışıklı sonsuzluğu ve esrarengiz karanlıkları ihtiyar için hayatın ve ölümün uçsuz bucaksız manzaralarıdır; çocuk için deniz ve toprağın acil vaatleri, sevdalı içinse aşkın gizemli sonsuzluğu ve ışıklı karanlıklarıdır.
Evet, ruhum hayata yeniden doğuyordu. Onu nasıl böyle hoyratça kullandığıma, incittiğime, neredeyse öldürdüğüme ben de inanamıyordum. Ve onu zamanında kurtardığı için Tanrı'ya hararetle şükrediyordum.