Tarih boyunca insanın insana karşı çıkması, bizi özgürlüğe ya da mutluluğa daha çok yaklaştırmış değil. Sadece, sömürünün ve baskının biçimini değiştirdi, o kadar.
Yaşamın kronolojik aşamaları ve bunlarla bağlantılı kişilik değişimleri bağlamında, biz hep içinde bulunduğumuz aşamadaki davranışlarımızın, diğer tüm aşamadakilerden üstün olduğuna inanmayı yeğleriz. Bu yüzden orta yaşlılar, daha genç kuşakları denetlemeleri, yaşlılara da katlanmaları gerektiğini düşünürler. Gençler, yaşlı birine güvenmez ve inanmazlar. Yaşlılar da dünyayı mahvetmekte olan gençlere korku ile bakarlar.
Bireyin toplumsallaştırma süreci, özgürlüğün kuruyup gitmesiyle eş anlamlıdır. Toplum ve toplum yapısı, bireyin yaptığı seçimler sayesinde doğrulanır. Daha çocukluktan başlayarak, bireyin gelişimi kesintisiz bir seçme zorunluluğuna bağlanır. Bireyden seçim yapması istenir; seçmek suretiyle de birey tutsak olur ve özgürlüğünü yitirir.
Kaba totaliter toplumlarda, bilgilendirilmiş bir halk, yönetimin varlığını tehdit eder. Rafine totaliter toplumlarda ise, kendisine bilgi verildiğini vehmeden bir halk, iktidar yapısının devamlılığını sağlamak için elzemdir.