İnsanın karmaşıklığa, sırlara, yalanlara olan bağlılığı, basitlikten vebadan kaçar gibi uzaklaşması son derece anlamsız geliyordu bana. Hayatlarını zorlaştırmak isteyenlerin bu çabalarına verdikleri isimse entrikaydı.
Her duvarı tuğla tuğla, inşa edenine yedirmeye kararlı insanlar tanıdım ben. Midesi bulandığı için seyretmekten, televizyonuna ateş edenleri gördüm. Çünkü anlamışlardı. En büyük duvarın, televizyon ekranı olduğunu. Ne geçebilirsin öbür tarafa, ne de duyabilirsin sesini. Dünyanın en yüksek ve sağlam duvarı, televizyon ekranı!
Ve insanoğlunun bu hastalığı o kadar üzücü ki! Sıradanlığını yaldızlı yalanlarla gizlemeye çalışması, iki boyutlu basit ruhunu üç boyutlu bir labirent gibi göstererek pazarlaması o kadar üzüyor ki beni...
Kurumuş bir yaprağın lodosa boyun eğmesi gibi, insan da yalnızlığa boyun eğmelidir. Yalnızlığın çelikleşmiş iskeletine karşı çıkmaktansa onda keşfedilmeyi bekleyen binlerce bilinmeyeni aramaya çalışmalıdır.