kütüphanelerde oturmaktansa, kitapçılarda ayakta okumayı yeğlerdin. bügünün yazınını keşfetmek isterdin, dününkünü değil. geçmiş kütüphanelerindi, şimdiyse kitapçıların. yine de çağdaşlardan çok ölülerle ilgilenirdin. özellikle "yaşayan ölüler" olarak adlandırdıklarını okurdun: kitapları hâlâ yayımlanan ölmüş yazarları. dünün bilgilerinin bugün güncelleştirilmesi konusunda yayıncılara güvenirdin. unutulup gitmiş yazarların mucizevi biçimde keşfedilişine pek inanmazdın. zamanın yazarları seçip ayırdığını, dolayısıyla da bugünün yarın unutulacak yazarları yerine, kitapları bugün yayımlanan geçmişten yazarları okumanın doğru olduğunu düşünürdün.