ölümünün acısına arkanda bıraktıkların tek başlarına katlanacaklar. intiharın bu bencil yanından hoşlanmıyordun. ama tartınca, ölümün dinginliği yaşamının acı dolu çalkantılarına üstün geldi.
o kadar mükemmeliyetçiydin ki mükemmelleştirmeyi bile mükemmelleştirmek istiyordun. ama mükemmele ulaşıldığına nasıl karar verilebilir ki? bir ayrıntı daha değiştirilemez mi?
kütüphanelerde oturmaktansa, kitapçılarda ayakta okumayı yeğlerdin. bügünün yazınını keşfetmek isterdin, dününkünü değil. geçmiş kütüphanelerindi, şimdiyse kitapçıların. yine de çağdaşlardan çok ölülerle ilgilenirdin. özellikle "yaşayan ölüler" olarak adlandırdıklarını okurdun: kitapları hâlâ yayımlanan ölmüş yazarları. dünün bilgilerinin bugün güncelleştirilmesi konusunda yayıncılara güvenirdin. unutulup gitmiş yazarların mucizevi biçimde keşfedilişine pek inanmazdın. zamanın yazarları seçip ayırdığını, dolayısıyla da bugünün yarın unutulacak yazarları yerine, kitapları bugün yayımlanan geçmişten yazarları okumanın doğru olduğunu düşünürdün.